Ana Sayfa GÜNDEM İZMİRÎN YÜZÜNDEKİ HÜZÜN SİLİNSİN

İZMİRÎN YÜZÜNDEKİ HÜZÜN SİLİNSİN

İzmir; yüzündeki hüzün silinsin diye uğruna istiklal savaşı verdiğimiz, kıymetlimizdir. İzmir; Türk milletinin hürriyet aşkının membaıdır.

Giriş Tarihi: 7 Şubat 2019 Perşembe 18:09
İZMİRÎN YÜZÜNDEKİ HÜZÜN SİLİNSİN

İzmir; yüzündeki hüzün silinsin diye uğruna istiklal savaşı verdiğimiz, kıymetlimizdir. İzmir; Türk milletinin hürriyet aşkının membaıdır.
Fakat İzmir; yalnızca bizim için değil, dünyayı güzelleştiren bir mücevher olması bakımından bütün insanlık için kıymetlidir. Büyük yazar Victor Hugo’nun tabiriyle "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla. / Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar”.
Büyük yazar Victor Hugo’nun Dünya Edebiyatı’na sunduğu bir başka ölümsüz eser de SEFİLLER’dir.


Biz maalesef bugünlerde denizlerde bir yakamoz misali ışıldayan güzel İzmir’i değil; onun başına musallat olan sefilleri konuşmak zorunda kalmaktayız. Üstelik bir farkla… Bahsetmek zorunda kaldığımız ve gündemimizi işgal eden sefiller; tarihe ölümsüz edebiyat eserleriyle değil, imza attıkları ucuz politik hamleleriyle kaydı düşülecek simalardır. Bu kez unutulmaz Türk şairi Arif Nihat Asya’nın diliyle tarif etmek gerekirse;
“Oyuncak olsun diye verilmiş ellerine
Bir takım kölelerin, kundaklarla fitiller...
Ki hepsinin ağzında dişler yılan dişidir,
Yılan dilidir diller!
Açılsın gözleriniz ülkeye, ey başları
Kumda olan gafiller:
Bunlar, Viktor Hügo'nun “Sefiller”i değiller;
Bunlar bizim sefiller!”
“Bizim sefillerin” bir kısmı davalarını siyasi kazanca tahvil etmeye çalışan politika bezirganlarından, bir kısmı ise ilmin haysiyetini magazin malzemesine çeviren televizyon borazanlarından oluşmaktadır.
Bunlardan birisi de maalesef ki İlber Ortaylı olmuştur. Tarihsel çalışmalarını popüler kültüre alet etmeden önce, Osmanlı devlet geleneğine dair ciddi çalışmalara imza atan İlber Hoca; belli ki şöhretin ışıklarını, ilim için göz nuru dökmeye tercih etmiştir. Artık alakalı alakasız pek çok konuda görüş beyan eden, ortalama bir televizyon malzemesine dönüşen Ortaylı; en sonunda Milliyetçi Hareket Partisi’ne dil uzatma cüretini de göstermiştir.
Tunç Soyer’in CHP, İP ve HDP’den teşekkül eden Zillet İttifakının İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmasına tepki gösteren ülkücüleri; “MHP takımı” olarak niteleyen Ortaylı, bize ne kadar güldüğünü anlatmıştır.
Kesin bir dille beyan etmek isteriz ki; biz kendisine de, Nurettin Soyer meselesine de maalesef gülemiyoruz. Çünkü Nurettin Soyer’den ne zaman bahis açılsa; onun sebep olduğu hukuk katliamlarını, nezaret ettiği işkenceli sorguları, haksız yere infaz edilen ülküdaşlarımızı hatırlıyoruz. O yüzden de Nurettin Soyer ve Tunç Soyer bahsine; Ortaylı’nın aksine ciddiyetle yaklaşmayı bu ülkenin adalet sistemi açısından büyük bir vazife olarak görüyoruz.
Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer’den dolayı suçlanmayacağını anlatan İlber Ortaylı; bu durumun tarihsel açıdan “anakronizm” olarak tanımlanacağını iddia etmiştir. Bunu beyan ederken de Nurettin Soyer’in aldığı kararlarda oğlu Tunç Soyer’e danışmamış olacağını belirterek; tarihsel bakışında nasıl bir açmaza sürüklendiğini kamuoyuna hissettirmiştir.
Değerli Basın Mensupları;
Herhangi bir olay veya şahsın değerlendirilmesinde; dönemin şartlarından alakasız yaklaşımlarla tarihsel çarpıtmalara gidilmesine denilen anakronizm; bu cümlede sadece İlber Ortaylı tarafından konuşmaya ciddi bir hava katılmak için eklenmiş gibi durmaktadır.
Halbuki; Nurettin Soyer’in o dönemde imza attığı hukuk cinayetleri, işkenceler, infazlar; sadece o dönemi kapsayan ve dönemin şartlarıyla izah edilebilir hadiseler değildir. Bu fiiller; insanlık suçu kapsamındadır ve Türk hukuk sisteminde bile zamanaşımı kapsamına alınmamıştır.
Babasının yaptıklarıyla gurur duyan, Zillet İttifakının İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer; cani babasının, hazırladığı iftiranamede, ülkücüler hakkında sarf ettiği “halk düşmanı, faşist, katil” gibi suçlamalara katılmakta mıdır? Katılmamakta mıdır?
Babasının hukuki taşeronluğunu yaptığı, ülküdaşlarımızın kanına giren, 12 Eylül cuntasının antidemokratik uygulamalarına bir tepki göstermekten niye geri durmaktadır?
Yoksa babasının yaptıklarıyla gurur duyması mı buna engel olmaktadır? PKK’nın iç savaş enstrümanı olarak kullandığı, HDP’li Diyarbakır Sur Belediyesi’ne kayyum atandığında bile bunu bir darbe olarak tanımlayacak kadar demokrat görünen Tunç Soyer; babasının da içinde yer aldığı 12 Eylül Darbesine karşı niye susmaktadır?
Sayın İlber Ortaylı ve Nurettin Soyer ile oğlu Tunç Soyer’i aklama derdine düşen avareler şunu iyi anlamalılar:
Tunç Soyer babasının yaptıklarını onaylıyor ve hala babası ile gurur duyuyorsa, Tunç Soyer de 12 Eylül’ün suç ortaklarından, işkencelerin müsebbibi zihniyetin yaşayan fosillerinden başka bir şey değildir!
İlber Ortaylı da su taşıdığı bu 12 Eylül değirmeninin, kaç gencin hayatını elinden aldığını, kaç Türk gencini harcandığını, bu memleketin kaç senesinin öğüttüğünü düşünmeli; bundan sonra cümlelerini öyle sarf etmelidir.
Anlaşılan odur ki İlber Hoca bir süredir televizyon programlarında birlikte arz-ı endam ettikleri ekürisi Profesör Celal Şengör’ün etkisinde kalmıştır. Celal Şengör’ün 12 Eylül ve Kenan Evren’in zulümlerini nasıl benimsediği, kamuoyunu yakın zamanda epeyce meşgul etmiştir. Hatta insanlara dışkı yedirilen uygulamaları; işkence olarak görmediğini, dışkı yemenin sağlığa aykırı olmadığını söyleyecek kadar mantık sınırlarının dışına çıkmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi mensupları olarak tek isteğimiz; cuntacıların dışkılarını afiyetle ağzına sakın edenlerin, kirli dillerini partimizden uzak tutmalarıdır.
Değerli Basın Mensupları;
Milliyetçi Hareket Partisi’ne saldırarak prim elde etmeye çalışanlardan bir başkası da CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak’tır. Tank-palet fabrikası üzerinden manipülasyona girişen ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye hücum eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; misliyle mukabele görmüştür.
Liderimiz bu hususta bütün ayrıntıları açıklamış ve ortada dolaşan yalanlara son vermiştir. Fakat yenilen pehlivan güreşe doymaz misali bu kez sahaya Faik Öztrak atlamış ve bir siyasetçiye yakışmayacak sokak ağzıyla beyanatlarda bulunmuştur.
Faik Öztrak’ın deyimiyle Liderimiz, Kemal Kılıçdaroğlu’na “saydırmıştır”.
Hâlbuki Türk milliyetçilerinin lideri ve MHP’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli; CHP’yi işgal eden “liberal-kürtçü” hizip önderi Kemal Kılıçdaroğlu’na sadece hak ettiği cevabı vermiştir.
Gazi Paşa’nın makamını, emanetini; HDP’li adaylara peşkeş çekenlere esas silleyi Türk milleti çekecek ve seçmen, CHP’nin işgalcilerine yıldızları saydıracaktır.
Beyefendiliğiyle tebarüz etmiş ve devlet adamı kimliğiyle herkesin takdirini kazanmış Sayın Devlet Bahçeli’ye “seviyesiz” diyerek alçakça bir ithamda bulunan Faik Öztrak; kendisi hakkında toplum hafızasına kazınacak sicile sadece bir çizik daha atılmasına sebep olmuştur.
Milli savunma sanayii meselesinde gerçekten hassasiyet taşıdıklarını ispat etmek isterlerse; yapacakları şey bellidir.
Mesele Türkiye’nin harp sanayii hamlesini korumaksa; PKK’ya kan kusturan Silahlı İnsansız Hava Araçları’nın sivil hedefleri vurduğunu iddia eden ve bölücü örgütün propagandasını dillendiren CHP’li milletvekillerinden hesap sormaya başlanmalıdır.
MHP düşmanı kadronun bir başka gediklisi de eski FETÖ borazanı, kapatılan Zaman Gazetesi’nin emektar kalemşoru Etyen Mahçupyan da Devlet Bahçeli’ye taarruz etmek için cesaretini toplamış ve saldırıya geçmiştir.
Mahçupyan; hükûmetin ekonomik yol haritasında IMF ile temas kurma zorunluluğundan söz etmiş, Hadsizce ve terbiyesizce bir üslupla liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’nin susturulması gerektiğini ifade etmiştir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin daima hakkı haykıran sesini kısmak, değil FETÖ’nün eski borazanı Etyen ve saz arkadaşları; feriştahlarının haddi ve harcı değildir.
Ama bu yılan dilleri susturmaya; Milliyetçi Hareket Partisi’ni bağrından çıkaran büyük Türk milletinin gücü fazlasıyla yeter!
İşin bir başka acı boyutu da, bu şahsın bu lafları, sözde milli görüşün kanalı olarak sunulan TV 5 ekranlarında dillendirilmesidir.
Anlaşılan o ki; karşımızdaki şer ittifakının giriftliği, kafa karıştırıcı bir boyuta ulaşmıştır:
Maalesef Milli görüşe gönül verenlerin paralarıyla kurulan kanallar FETÖ’nün kılıç artıklarının hizmetine sunulmaktadır.
İyi Parti balonu tarafından kandırılan eski ülküdaşlarımızın hayalleri; Nurettin Soyer’in oğlunun önünde kurban edilmektedir.
Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu parti; İstanbul’un birçok büyük ilçesinde ve İzmir gibi büyükşehirlerde PKK sempatizanı adaylar göstermektedir.
Ancak unutulmasın ki; eline kalem alıp durmadan iftira yazanların, FETÖ’nün kucağında serpilen borazanların, Mehmetçiğe karşı teröristle omuz omuza duran fitneci ordubozanların; alayına birden Cumhur İttifakı sıradağlar gibi dimdik durmaktadır.
Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın “Yazık, bunlar, Hügo'nun “Sefiller”i değiller! / Bunlar, bizim sefiller!” dediği, bu “yılan dilli ve yılan dişli” kitle; yine geldikleri gibi gitmeye, millet iradesinin karşısında tekrardan yenilmeye mahkûmdur.
Bir tarafta bu milletin ruhu, diğer tarafta sefiller güruhu vardır. Milli görüşün milliliğini, ülkücülerin hayallerini, Gazi Mustafa Kemal’in emanetini HDP karşısında yere çalanlara karşı; millet elbette Cumhur İttifakı’nın yanında saf tutacaktır.
31 Mart Yerel Seçimlerinin hemen akabinde bu bahar memleketin bağrına yeni bir cemre düşürecek ve Türkiye sevdasıyla yürekleri tutuşan kadrolarımız, hizmet için yeni baştan yollara düşecektir.
İşte o gün mavi suların gümüş yakamozu, bu vatanın mücevheri, Türk istiklal ve istikbalinin simgesi İzmir’imiz de, tüm Türkiye için de yeni bir sayfa açılmış olacaktır.
Değerli Basın Mensupları;
2 gün sonra, yani 9 Şubat günü Türk Siyasi Tarihine ismini altın harflerle yazdıran Milliyetçi Hareket Partisi’nin 50. kuruluş yıl dönümünü liderimiz Sn. Devlet Bahçeli’nin himayelerinde kutlayacağız. İfade etmekte ve hatırlatmakta fayda görüyorum:
Milliyetçi Hareket Partisi binlerce yıllık kadim Türk devlet geleneğinden aldığı feyz ile geleceğe ışık olmaya, insanlığa umut olmaya devam edecektir.
Bünyesinden barındırdığı ulvi kadrolarıyla,
İlkeli ve dürüst siyaset anlayışıyla,
“Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben” düsturuyla uyguladığı siyasi hamleleriyle,
Türk milletinin ve devletinin üzerine oynanan oyunları bozmaya devam edecektir.
Ülkesini ve milletini öne alan anlayışıyla, Türk siyasetine ve demokrasisine katkı sunmaya devam edecektir.
31 Mart 2019’da gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerin, ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, siz; basınımızın güzide temsilcileri de saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
06.02.2019
Tamer OSMANAĞAOĞLU
MHP MYK Üyesi, İzmir Milletvekili

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Kocamaz: Seçim Kurulu ve mahkemelere güveniyoruz

Kocamaz: Seçim Kurulu ve mahkemelere güveniyoruz

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık