Ana Sayfa KÜLTÜR-SANAT “Ve Allah Kadını Yarattı”

“Ve Allah Kadını Yarattı”

Keder ve acıların vakurla yaşandığı Anadolu’nun tam orta yerinde kaygısız neşelerin yaşanmadığı bir yerde doğmak. Meleksi gülümseyişlerin altında yatan elem ve kederlerin anlamını bilmek

Giriş Tarihi: 25 Haziran 2017 Pazar 01:01
“Ve Allah Kadını Yarattı”

DOĞAN PROPOL / HABER MERKEZİ

Keder ve acıların vakurla yaşandığı Anadolu’nun tam orta yerinde kaygısız neşelerin yaşanmadığı bir yerde doğmak. Meleksi gülümseyişlerin altında yatan elem ve kederlerin anlamını bilmek, onların acılarının tonların tümünü yüreğinizde akkor olmasını izlemek, dünyanın öbür ucuna gittiğiniz halde benliğinizin en gizemli en derin yerlerinde onların hiç silinmeyen acılı gözleri kalır,  için sızlar derinden derine sonbaharın hüzünlü yağmurları gibi ağlar yüreğiniz.

Nasıl unutabilirsiniz?

Babası, amcası, ağabeysi tarafından iğfal edilen 13 yaşındaki Kiraz’ı

Eşi hapiste yatarken kayın babasının tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki Sünbül’ü

13 yaşında amcasının tecavüzüne uğrayan Suna’yı

İlkokuldayken, okuldan alınıp dedesi yaşındaki Süleyman Ağanın koynuna itilen Azadiye’yi

Ve yine onlar tarafından tecavüz edildikten sonra en çok sevdikleri ciğer pareleri tarafından öldürülen, Zeynep,Gülistan, Sinem, Yadigar, Firdes, Gülizar,Ayşe, Melek, Zergül, Dilda,….. ve adları CY, BG diye indirgenenlere hepsine seyirci kaldığımız;

 Acılı gözlerin sessiz feryatları itelemek, bazen hor görmek kendi ateşlerinde yanmalarına seyirci kalmak ve onları acılarıyla baş başa bıraktığınız için kendimizi  onlara karşı borçlu ve suçlu olduğumuzu hissetmek diyebiliriz.

 

2. Kadın sorunu başta olmak üzere “insan” sorununu böyle etkili anlatabilmek için nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz?

 Çocukluğunuzdan başlayarak; acıların renklerini , ruhun ara bölgelerinde tohumlanarak, sizinle büyüyüp filizlenirken, hayat boyu duyarlı bakışlar ile  yaşananlara, yada yaşatılmaya mahkum edilenlerin acısı içinizde sizi kor ateş gibi yakmaya başlaması,yürek döküntüsüne dönüşmesi diyebiliriz. Gün gelir, güneş yerine kuzey ışıkları sarmalar yüreğinizi, onlarla aynı yaşıtsınızdır, onlar uçurumlardan itilirken, yada boynuna yağlı urgan geçerken sizde hissedersiniz kendi yüreğinizin kaldırabildiği acıyı. Ve anlamakta zorluk çekersiniz; suçlular suçsuzları uçurumlardan iteler ve öldürürler.

Vahşi bir istek ile; İnsan, insani öldürüyor, uçurumlardan atıyor,aklın donduruculuğu, vicdanın yerin altına gömüldüğü, ve toplumsal perçinlenmiş kayıtsızlık.

Nasıl kenara iteleyebilirsiniz;

Koca dayağı yerken karnındaki çocuğunu düşüren Zeyno’ Kaynana gelini istemediği için iki çocuğuyla boşandırılan gurbet ellerde bırakılan Gülistan’ı

Kocası tarafından fuhuşa sürüklenen Esma’yı

Kocası tarafından tecavüz edildikten sonra öldürülen, Hüsniye yi

Kocasında ayrılıp baba evine dönmek isteyen  Tamam’ın kocası tarafından öldürülmesi,

Ve nice ölümlerden ölüm beğendirilerek öldürülen  kadınlarımızı...

 

              

3.Türkiye’den ve yurtdışından hangi yazarları kendinize örnek alıyorsunuz? Takip ettiğiniz yazarlar kimlerdir?

Ülkemizin sorunlarının her dalda irdeleyen en iyi şekilde betimleyen yorumlayan ve yazan,  Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Soner Yalçın, Merdan Yanardağ,Yılmaz Özdil, Nazım Hikmet,Sait Faik, Duygu Esena, Rıfat Ilgaz, Sebahattin Ali, Ahmet Ümit.Reşat Nuri Öztekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar Ve Halide Edip Adıvar (Sevimciğim buraya benim unuttuğum isimler ilave edersen sevinirim.)

 

Yurt Dışından; Gabriel Gercia Marguez,Jack London, Dosteyski,Franz Kafka,Stefan Zweig, Nietzsche, Tolstoy, Emily Bronte, Khaled Hussein, Haruki Murakami, Oscar Wilde, Emile Zola, İvan Turgenev ve Stendhal

Toplumsal duyarlılık içinde olan her kitaptan, hayatın sessi, yada coşkulu bir dost sessi gibi etkileniyorum, onlardan alacağım varmış gibi alıyor, edebiyatın sağanağında yıkanıyorum.               

 

4. Yurt dışında yaşayan bir kadın olarak, Türkiye’de ve dünyada kadın sorunu arasındaki en önemli farklar sizce nedir? Bu sorunlar için neler yapılabilir?

Kadının sorunun olmadığı henüz bir toplum yok, lakin sorunların renkleri farklı, yaşadığım ülke Birleşik Krallık İngiltere’sinde; kadına şiddet ve çocuk istismarı konusu hükümetlerin sürekli  eylem planları ile birlikte 220 Woman’s Aid ve Safe Lives, (güvenli hayatlar) domestic violence (aile içi şiddet) kuruluşu gibi değişik içerikli bir çok kuruluş .başarılı çalışmaları işbirliği ile sağlamışlardır.

Bunlardan birisi;

13-18 yaş arasındaki gençlere ve yönelik yapılan kampanyanın amacı, istismarın her türünün ne olduğu hakkında gençleri eğitmek ve istismar ve şiddetin ne olduğuna dair fikirlerini gözden geçirmelerini sağlamak.

Bir diğer ise;

Ülkenin popüler gençlik dizisi Hollyoaks ile işbirliği yapan proje, bir web sitesi aracılığı ile gençlere ulaşmaya çalışıyor. Sitede Hollyoaks karakterleri ile çekilen skeçlerle istismarın ve şiddetin ne olduğu anlatılıyor, gençler deneyimlerini paylaşmaya da teşvik ediyor. Bu çerçevede sosyal medya etkin şekilde kullanılıyor.

Bizimkinden farklı olan şiddet olayları; toplumun göcmen aldığı bölgelerde fazla olmakla birlikte ciddi eylem planları sayesinde 7 yılda şiddet eylemlerinde keskin düşüş izlenmiştir.

Bununla birlikte, kadının çalışma yaşamında iş gücü ve üçret sorunları, eşit işe eşitsiz ücret konularında aşılamayan engeller ne yazık ki hala mevcut.

Her şeye rağmen tüm hükümetlerin ortak amacı, halkın huzurunu, barış içinde tüm  özgürlüklerin yaşandığı ve kucaklayıcı ve birleştirici olduğu yadsınamaz.

 

5. Romandaki kadın kahramanlarınız “Yadigar, Gülsüm, Senem ve Şahmeran” ülkemizin kadın sorunlarını sonuna kadar yaşadığını anlatırken siz nasıl psikoloji içindeydiniz? Bu sorunları dile getirmek de yaşamak kadar zor olsa gerek...

Yadigar, Gülsüm, Senem ve Şahmeran;  Dördü de benden bir parca;, biri kızım, biri bacım, biri anam yani onlardan biriyim, yani ben hepsiyim.Onların acılarının   taşıdığı tüm anlamları önce siz yaşarsınız. Siz uçurumdan itilmenin son nefesini yaşar,  iğfal edilirken, kirli demir pençeli eller önce sizin ağzınızı kapatır.

Acılar yaşamın keskin virajlarında, insanın, insanı yok ettiği anlarda ateşli  potada yüreğiniz yeniden şekillendiğinde  sizin yüreğinizin, artık bir parcası morarmıştır.  Böylece yazarken acının 50 tonu olduğunu öğrenirsiniz.

              

6. Bu ilk kitabınızla neyi amaçlıyorsunuz?

En başta onlara karşı olan borcumuzu ödemeyi,

Günümüzde hepimiz,  başta ben olmak üzere tüm bu acıların yaşanmasına seyirci kaldık, onlara olan üzüntümüz sadece on dakika sürdü. Her gün gazete ve televizyonlarda kanlı cinayetleri izledik üzüldük ve unuttuk ve kaderlerine terk ettik.

Ben işte burada kendimi suçlu ve olanlardan sorumlu tutuyorum,  çünkü hiçbir şey yapmadık yapılan ise çok geç, iğfal edildikten sonra koruma altına alınmak derdi bitirmiyor, siz zaten iğfal edilirken ölmüşsünüz, sonrası için çok geç.

Esas olan bu insanlık onurunu kadınlık onurunu öldürücü olaylar yaşanmadan önüne geçmek. Hükümetler ile birlikte uygulanacak eylem planlarını başta belediyeler dernekler kurum ve kuruluşlar ve en önemlisi ve medya vicdanı  olmak üzere hep birlikte el ele çalışmak.

 Elbette eylem planları bulunduğu bölge ve aile yapısı ile çok iniltili ve eğtim ile çok iniltili. (Yan eğitim ile çok iniltili; Yan eğitim  köy ve ağalığın hala hüküm sürdüğü yerlerde 13 ve 18 yaş erkek  çocuklarına tecavüz ve insan  istismarı ; ana ve babaya  tüm istismarların yanlışlığı İnsana saygı, ile ilgili çalışma, Töre cinayetler ile ilgili namus kavramının yanlış anlaşıldığı, namusun gerçek anlamını ve hükümetlerin eylem planında en ön panda olması gereken konulararla birlikte ele alma gerekliliği ve bu konuda yıllarca sürecek çalışmaların kadına karşı yapılan yeryüzü zulümlerine son vereceğini düşünüyorum. Dinin yanlış anlaşması ve bu konuda Diyanet işlerinin de  kalıcı ve aydınlatıcı bir çalışma yapması gerekliliği kaçınılmaz.

              

7. Yeni kitap çalışmalarınız var mı? Varsa kadın sorunu yine gündemde olacak mı?

 Yayınlanmaya hazır yine kadın içerikli iki çalışmam daha var. Doğduğu günden itibaren günahkar ya da ikinci sınıf kabul edilmiş kadın yer yüzün her yöresinde değişik acılar içinde olduğunu görmek tehlikeli uçurumlardasınız hissini yayar yüreğinize.

İkinci ve üçüncü çalışmalarımda; işte o yürek yangınlarını işlediğim karakterler arasında,

Soylu Your Majesteleri İngiltere Kraliçesinin en dertsiz olabileceğini düşünüp incelediğimde onun derdinin acının başka tonunda olduğunu öğrendim.

Meryem Ana’ya baktım cennetin baş köşesine gönderilen bakire Meryem Ananın, en mutlu kadın olaçağını düşündüm lakin heyhat hiç  düşünme diki; sırtına çarmıhı verilen bir evlatı gözü önünde Romalı askerler tarafından götürülürken  ve çarmıha gerilirken bir ananın yüreğinin nasıl yandığını?

 Prenses Diana’yı düşündüğünüzde; tacını ve tahtını aşka feda eden bir Prensesesin kaderinin; üstünde güneşi batmayan bir imparatorluğun kraliçesini cansız vücudu önünde diz çöktürürken. Aşkın ilmeğini bitirmeden gittiğini nasış yazarsınız. 

 Hindistanlı Hayat Kadını, Yunanlı Destina, Amerika’lı  din satıcısı Chantel’i Afrikalı Cıplak dans eden ölümsüz  Yiahna, eski geyşa ikako, Işıd’ın bir kibrit fiyatına sattığı Suriyeli  Abşarın, ve Leylim’i yazarsınız  dibekte dövülmüş acılarıyla..

O acıları yüreğiniz dağlarken, hepsinin acısına ortak olur ve onların sessi olmaya can atarsınız, onların sesi olmak.

8-Kadın sorunlarının, eğitim ile çözülebileceğine inanıyor musunuz ,yada eğitim ile birlikte ne gibi çalışmaların olması düşünülebilir.

 

Eğitimin en başta gereklilik olduğuna, bununla birlikte istatiksisel çalışma kapsamında; töre cinayetleri için ayrı bir çalışma,; tecavüz vakarları için ayrı bir eylem planı ve aile içi şiddet için ayrı bir çalışma eylem planı, gerekliliğine inanıyorum. Tabi çalışma hayatındaki eşitsizlikleri de birleştirerek toplumsal huzur çalışmaları adı altında uyanışın en güzelini yaşayabiliriz.

Bu bağlamda; kadın ve eğitim  den yola çıkarak VE ALLAH KADINI YARATI ilk kitabımı tüm kadınlara ithaf ederek  ve telif haklarını da Anadolu’da bir kız yurdu yapımına ön ayak olması için naçizane hediye ettim., Umuyorum ki;Bunun bir başlangıç lokomotif olarak bir çok kız yurduna  dönüşeceğini,  ve bu konuda   tüm sosyal medya kuruluşları, Üniversiteler, kadın kurum ve kuruluşları, düşünce kurumları ve çağdaş dernekler ile hep birlikte el ele Toplumsal Huzuru ve barışı getireceğimize inanıyorum.

ABC  gazetesi ve Tele 1  olarak  ,kitap ve  çalışmalarıma gösterdiğiniz ilgi ve bu konuda  destekleriniz için en içten teşekkürlerimi bir borç bilirim.

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık