Tolga ÇOBANOĞLU

ADALET


Tolga ÇOBANOĞLU
16 Temmuz 2017 Pazar 00:28

Adalet insanlığın varoluştan bu güne dek vazgeçilmezi olan ve asla hakkını alamayan bir terim.Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi "Adalet mülkün temelidir" sözünden çok uzak olsak da unutulmamalıdır ki temeli çatlayan bir yapı her an için risk taşır, hele ki ülkenin şu durumda olduğunu da göz önünde bulundurursak çok daha dikkatli olunması gerekmektedir.

İnsanlığın her daim ihtiyacı olan bir terim "adalet". Herkes için gerekli şimdilerde, moda olan ve adeta insanların milli duyguları ile siyaset yapmak için "Osmanlı torunuyuz" naraları atanlar yok mu! İşte en çok buna bozuluyorum!İstanbul Fatihi Fatih Sultan Mehmet'in adalet anlayışından örnek vermek istiyorum.

Tarihi olayın hikayesi ise şöyle:

İstanbul`u fetheden Fatih Sultan Mehmet, fethin üzerinden yaklaşık on sene sonra cami inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Sinan Atik isimli Rum mimara (bazı kaynaklarda bu mimarın ismi Khristodoulos olarak geçer) teslim eder.

Fatih Sultan Mehmet, fetihten on yıl sonra da Mimar Atik Sinan’a, kubbesi Ayasofya’dan daha büyük bir cami yapması için emreder.

Atik Sinan her ne kadar bu işe “Emrin başım üstüne” diyerek başlasa da malzemeler arasında bulunan yüksek mermer sütunları kendi hesabına göre ölçüp biçip “üç arşın” kestirdikten sonra yaptığı cami Fatih’in istediği ölçüde heybetli olmaz.

Fatih Sultan Mehmet, yeni yapılan camiyi görünce “Kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olsun...” emrine neden uyulmadığını sorar. Mimar; büyük bir depremde caminin yıkılacağından korktuğu için kubbesini Ayasofya’dan daha küçük yapmak zorunda kaldığını ve bu yüzden sütunları kestirdiğini söyler.

Fatih, mimarın hem Ayasofya’yı (emrine rağmen) özellikle kayırdığını düşündüğü için hem de kendinden izin alınmadan böyle bir işe kalkıştığı için “Mermer sütunları kesen ellerin kesilmesi” emrini verir...

Mimar Atik Sinan bunu özellikle yapmadığını “Hesaplarına göre Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük bir kubbenin, ilk depremde yıkılacağını” düşündüğünü söyler ama emir büyük yerdendir ve geri dönüşü yoktur.

Fakat çevresindekilerin de cesaretlendirmesiyle, mimar haklılığına olan güvenini daha da bir pekiştirir ve “İstanbul’u fetheden,padişah Fatih Sultan Mehmet”i mahkemeye verip hakkını aramak için Kadı Hızır Bey’e şikâyet eder...

Bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından atanmış, Osmanlı adaletini simgeleyen Kadı Hızır Bey, mimarı dinleyip dava açılması için haklı sebep olduğuna kanaat getirir ve Fatih Sultan Mehmet’in mahkeme edilmesine karar verir...

Fatih mahkemeye gelir ve duruşma başlar; Fatih Sultan Mehmet çok büyük bir insan olabilir ama emrindeki birini mahkeme etmeden cezalandırmıştır. Karşı taraf savunmasını yapar, mimar gerekçelerini açıklar ve kadı kararını verir: Fatih Sultan Mehmet suçlu bulunur ve kendisi de mimara uyguladığı cezayla yani elleri kesilerek cezalandırılacaktır...

Bunu duyan Mimar Atik Sinan kulaklarına inanamaz ve kadıya yalvararak şikâyetini geri çeker. Kadı, bunu göz önünde bulundurarak cezayı maddi tazminata çevirir ve mimara yüklü bir miktarda para verilmesine karar verir...

Evliya Çelebi`nin aktardığına göre, karardan sonra Fatih, çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; "Eğer sen Allah`ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkum etmeseydin bununla başını paramparça ederdim" der. Kadı Hızır Bey de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir: "Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik deşik ederdim" der.

Mimarın yaptığı bu cami gerçekten de 1766 depreminde yıkılmış, yerine Fatih Külliyesi yapılmıştır.

Bu davanın ise Üsküdar Gülfem Hatun Mahallesi`ndeki 11 numaralı kırmızı taş bina'da görüldüğü rivayet edilmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu siyasi partisi ana muhalefet partisinin lideri adalet olmadığını ifade ederek 450 km Ankara'dan İstanbul'a yürüyor ise bu bizlerin şapkasını önüne koyup düşünmemizi gerektiriyor. Siyasi düşünceniz ne olursa olsun bu gün adalet ile ilgili kaygı taşımayan insan var mıdır? Merak ediyorum sadece adaleti hukuksal çerçevede değerlendirmek haksızlık olur söyle bir etrafınıza bakın atanamayan öğretmenler,iş arayan gençler...

Siyasi referansı olmayan hak etmelerine rağmen görevde yükselemeyen bürokratlar ve binlerce örnekler bu durumda adaletin varlığından nasıl söz edebiliriz.

Adalet yürüyüşüne katılan değerli sanatçı Ankaralı Turgut ile telefonda görüştüğümde adalet başlıklı bir yazı kaleme alacağımı ifade ettim. Kendisine adalet yürüyüşü ile ilgili izlenimlerini sordum orda bulunduğu süre içerisinde çok duygu dolu anlar yaşadığını ve bir dörtlükle bu durumu özetledi kendisinin de izniyle sizlerle paylaşıyorum

Aşılan yollar iyi gidilen yollar,

Dağları aşıyor haksızlığa susmayalar.

Adalet için yürüyor yorgun ayaklar,

Lütuf değil sadece eşitlik istiyorlar

Ey bu cennet vatanda adalet dağıtanlar

Teraziniz şaşmasın unutmayın ALLAH var.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık