Ayaz TAŞLİÇAY

AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR


Ayaz TAŞLİÇAY
2 Aralık 2016 Cuma 16:44

   Yılların Emeği ile kurulan ve başa geçen bir siyasi oluşumun başarılarını devam ettirmesi için kurulduğu ve başarıyı yakaladığı yıllardaki azim. Cesaret ve kararlılığını yitirmemesi lazım.

   Elbette ki küçük hatalar olacaktır, olmalıda çünkü bu hatalar yol gösteren ışıklar gibidir nerede durması gerektiğini ve aynı yoldan tekrar geçmemek gibi aynı hatayı tekrarlamamasını sağlar.

  Yönetim zihniyeti de bunun gibi değişmeden, korkuların üstüne giderek, ama her hedefe ulaşıldığında yeni hedefler koyarak daima ilerlemeli ve geriye sadece nerede hata yaptığını görmek için bakmalı ama asla bu gidişatın geri dönüşü olmadığını da idrak etmeli.

    Her siyasi oluşumun bir lideri vardır, lider olmadan, her gelen farklı bir anlayışla ilerlemek isteyecektir, bu da ilk günkü heyecanı bitirir, geçmiş yıllarda bunun örneğini çok fazla gördük topluma hiçbir yararı olmadı, en yakın örnek de ANAP  hükümeti, Ana Vatan Partisinin kurucusu ve lideri Turgut Özal’dı, eğer Cumhur Başkanlığına yönelmese, partisinin başında kalsa ya da kendi yerine geçecek ismi kendisi belirlese bana göre bu gün hala iktidara aday olan bir parti olarak kalabilirdi, yaptığı reformlarla ülkeyi bir anda şahlandıran Özal sırf Cumhur Başkanlığı istemesiyle ki Özal’ında en büyük hayali Tek Başkanlık sistemini getirmekti partisini kendi açtığı yolda ilerleyemeyecek kişilere teslim etmek zorunda kalmıştı, öldü mü, öldürüldü mü sorularını bir kenara bırakarak günümüze kadar geçen sürede yaşadıklarımızı gözden geçirirsek, Özal’ın açtığı yol kendisinden sonra gelenler tarafından kapatılmış adeta son sürat geriye dönüş başlamıştı.

    Ev ve işyerlerimizdeki bilgisayarlarımızı, cep telefonlarımızı, bankalarda ki döviz hesaplarımızı Özal’ın reformlarına borçluyuz, 1984 yılında “Satarım” Sattırmam” polemiği ile iş başına gelen rahmetli Özal kısa sürede o günkü şartlarda hayal dahi edemeyeceğimiz reformlar gerçekleştirerek vatandaşın umudu olmayı başardı..

    Aslıda birkaç satır ile anlatılacak gibi değil yaşadıklarımız, Özal’ı örnek vermemin sebebi, onun zamanında dünya olduğu gibi duruyor fazla bir değişim göstermiyordu. Değişimler ülkemizde oluyordu devrim niteliğinde kararlar alınıyor, kanunlar çıkartılıyor, özgürlüklerimiz artıyordu, FM kanallarıyla o yıllarda tanıştık, onlarca Radyo istasyonu dinleyici kitlesinin zevkine göre yayın yapıyordu, tek kanallı tv den çok kanallı tv ye geçişimiz başlamıştı, açılan her yeni kanal toplumun daha büyük bir kesimine ulaşarak insanların ticaretten,siyasete kadar bir çok alanda söz sahibi olmalarını sağlıyor, sadece seçim zamanlarında sandığa giderek oy veren kitle olmaktan çıkmaya başlıyorduk, bizlerinde söyleyecek bir şeyleri olmaya başlamıştı.

   Bu gün artık özellikler siyasi arenada belirleyici olma özelliğimizi kullanıyor ülkeyi kimşin daha iyi yöneteceğine karar veriyoruz.

    Peki siyasi oluşumlarda da durum aynı  mı, taban mı yönlendiriyor tavan bildiği gibi mi hareket ediyor, ülkede demokrasi açısından çok önemli mesafeler kat ettik ama hala, bana göre siyasi oluşumlarda o ilerlemeyi göremiyoruz.

   Genel Başkanların dediğim dedik, ben söylüyorsam doğrudur tavrı ve tabanında buna körü körüne itaat etmesi, geçmiş yıllarda ki siyasi oluşumların bu günkülerden hiçte farklı olmadığını ortaya koyuyor, en kötüsü de hala bir çok siyasi oluşumda geçmiş dönemin özlemi olan Koalisyon hesapları olduğunu görmekte beni gerçekten korkutuyor, çok uzun sürer Koalisyonların bu ülkeyi nasıl uçuruma sürüklediğini benim gibi ileri yaşta olanlar yaşarak gördük, Allah bir daha bu ülkeyi Koalisyon hükümetlerine mahkum etmesin inşallah.

  Bana göre lider olunmaz, o doğuştan gelen bir şeydir, okuyarak çalışarak çok yüksek makamlara gelebilirsiniz ama ne kadar yükseğe çıkarsanız çıkın, başbakan, cumhur başkanı dahi olsanız eğer liderlik vasıflarına haiz değilseniz sadece o makamı temsil eden bir kişi olursunuz.

Liderlik Toplumun tamamını ya da büyük bir kesimini ölümüne yanında olmaya ikna edebilmektir,

  Tek bir sözüyle insanları sokağa döküp bedenlerini mermilere siper edebilmektir, tanların, uçakların üstüne atlatabilmektir, ülkeyi işgal etmeye kalkışanların önüne Çanakkale ruhu ile çıkartabilmektir.

   Bunları neden mi anlatıyorum, bu gün bir tarih yazılmak üzere, bir lider düşlünün ki sadece kendi ülkesinde değil komşu ülkeler de dahi umut olmaya başlamış.

   Günümüze tekrar bakalım, savaş her yerde var iç savaşlar, ülkelerin savaşları bitti artık yada öyle görmemiz isteniyor, ancak artık halkımız koyun sürüsü gibi değil yani nereye istersen oraya sürülmüyor, direniyor, bu direnci kırmak ve ülkeyi zayıflatmak için en kestirme yol ya halkı yönetime karşı ayaklandırıp sistemi değiştirmek ya da terörü besleyerek güçlenmesinin önünü kesmek, bize yapılan da bu sözde dost olduğumuz Avrupa ve ABD teröre her türlü desteği vererek güçlenmemizi engellemenin yanı sıra inancımızı da zayıflatmaya çalışıyor, hani dedelerimizin bir lafı var “Domuzdan Post, Gavurdan Dost olmaz” aynen bu günler için söylenmiş, aslına bakarsanız AB ve ABD Müslüman ilkelere Demokrasi götürmek için adeta yarışıyorlar ama ne hikmetse demokrasi götürdükleri Müslüman ülkelerin tamamında ya petrol var ya da yer altı zenginlikleri çok fazla. Çok merak ediyorum neden AB ve ABD Hıristiyan ülkelere demokrasi götürmüyorlar da sadece orta doğu ülkelerinin iç işlerine karışıp yönetimleri değiştiriyorlar.

    Çok uzadı ama şunu da mutlaka söylemek istiyorum, ülkemiz üzerinde çok büyük oyunlar oynanıyor, ancak bu ülkede çok şey değişti, artık AB ve ABD başkanlarının karşısında önünü ilikleyip, esas duruşta bekleyen baş bakanlar yok, tam tersine kafa tutanlar var.

   7 Haziran seçimlerini hatırlayın, uçurumun kenarına kadar geldik, muhalefet ağız birliği etmiş Koalisyon hesapları yapılıyor, girdiği hiçbir seçimi kaybetmediği gibi her seçimde oylarını artıran bir siyasi oluşumun aldığı sonuç korkunç tek başına iktidar olmasını sağlayacak vekili çıkaramadı neden.

   Hep söyledim, yine söyleyeceğim, eğer Erdoğan meydanlara çıkmasaydı 1 Kasımda da alınacak sonuç değişmeyecek ve ülke Koalisyona mahkum olacaktı, bu da kaos demekti, iddia ediyorum eğer koalisyon olsaydı bu ülke parçalanırdı.

    Bana göre4 Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni genel başkanıyla silkinip kalması ve genel merkezin Davutoğlu zihniyetinden kurtulması lazım hem de en kısa zamanda, bir an önce  bunun yapılması gerekiyor aksi takdir de başka 7 Haziran sonuçları da yaşanır ve temizlemek mümkün olmaya bilir…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık