Mesut Gencer

BİRDE BURADAN BAKALIM


Mesut Gencer
6 Temmuz 2018 Cuma 15:39

Her seçim sonuçları siyasi partilerin yetkili kurullarında değerlendirilir. Genellikle devam kararı çıkar. Başarının müsebbimi genel başkan ve genel merkez yönetimi, başarısızlığın ise taşra teşkilatları olur. Buna rağmen göstermelik birkaç teşkilat fesih edilir. Ülkemiz siyasi partilerinin genel yaklaşımı böyle olur. Bugünkü yazımda Ana muhalefet partisi Chp’de durumlar nasıl işliyor bunu değerlendirmeye çalışacağım.

Chp’de durumlar biraz daha farklı işliyor. 24 Haziran seçimleri öncesinde büyük kurultayını yaptı. Ara ara tüzük kurultaylarıyla da gündeme gelen Chp’de diğer partilere oranla daha sık kurultay yapılır. Kurultay çağrıları vakitli vakitsiz her zaman dilendirilir. Siyasette hızlı tırmanışıyla dikkat çeken tek isimdir Kemal Kılıçtaroğlu. Milletle yapılan her seçimde kaybetmesine rağmen kendi içerisinde girmiş olduğu her seçimi de kazanan liderdir. İlk rakibi Mustafa Sarıgül oldu. Partiden ihraçlı olan Sarıgül’ü önce partsine üyelik engelini kaldırdı partiye davet etti. Sarıgül gelir gelmez ilk kurultayda karşına genel başkan adayı olarak çıktı ve kazanan Kılıçtaroğlu oldu. Yakınından hiç ayırmadı Sarıgül’ü. İlk yerel seçimlerde İstanbul büyük şehir belediye başkan adayı olarak çıkardı ve tabi ki burada kaybeden Sarıgül oldu yolları ayrıldı. Siyasette etkinliğini ve popilitesini yitirdi. Chp tabanının birden umudu olmaktan çıkıverdi. Sonrasında grup başkanvekilliği görevlerinde ve partinin yönetim kademesinde de yer alan Muharrem İnce boy göstermeye başladı. Kılıçtaroğlu’nun karşısına bu sefer genel başkan adayı olarak Muharrem İnce çıktı. Son kurultayda delegeden toplanan imzada mükerrerlik oluşunca aday olamıyordu ki Kılıçtaroğlu tam orada devreye girdi ve bu imzaları Muharrem İnce’nin lehine kabul edilmesini istedi ve öylede oldu. Böylelikle İnce kurultayda genel başkan adayı olabildi. Girdiği her iki yarışta Kılıçtaroğlu kazandı ve kaybeden taraf Muharrem İnce oldu. Baktığımızda parti içi girdiği her seçimi alan Kılıçtaroğlu oldu. Rakipleri kaybettiler. Parti içersinde tartışmalar duruldu mu tabi ki hayır. Zira bu partide demokrasi var herkes fikrinde özgürdür konuşabilir ta ki ihraç edilene kadar.

Şimdi gelelim son duruma. Kurultay konuşmasında ve öncesinde partinin genel başkanı potansiyel Cumhurbaşkanı adayı tartışmasız genel başkandır dedi Muharrem İnce. Bu tez doğru mudur ? ( Tartışılır özellikle yeni sisteme göre. Başbakanlık yürütme sitemi varken teamüller gereği bu tez kuşkusuz işliyordu .) Seçimlerin erkene alınması ile birlikte diğer partilerle görüşme trafikleri, ittifak oluşumları gerçekleşti. İş Cumhurbaşkanlığı adaylığına gelindiğinde orada ittifak oluşmadı ve adayını en son açıklayan parti Chp oldu. Tecrübeli lider Kılıçtaroğlu Cumhurbaşkanı adayını açıklamak üzere partililerini davet etti coşkulu bir kalabalık vardı. Ana baba yeriydi iğne atsan yere düşmeyecek cinsinden. Cumhurbaşkanı adayını açıklamak üzere kürsüye çıkan genel başkan konuşmasını yaptıktan sonra “ gel bakalım Muharrem İnce “ diyerek büyük bir özgüvenle adayını açıkladı sözü adayına verdi. Daha adaylığının açıklanmasına birkaç saat kalana kadar Cumhurbaşkanı adayının partinin genel başkanı olması şart diyen Muharrem İnce ilk söz olarak “ sayın genel başkanım siz cumhurbaşkanı adayının parti genel başkanı olmaz diyordunuz bende size katılıyordum. Cumhurbaşkanı adayı partinin genel başkanı olmaz. Teşekkür ederim. Parti rozetimi çıkarıp size veriyorum. “ kürsüye çağırıldıktan sonra tezini inkar etti. Partinin genel başkanlığı adaylığına rakibi ve genel başkanı Kılıçtaroğlu’nun mükerrer imzaların Muharrem İnce lehine kabul edilmesi talebiyle dahil seçilemeyen birisinin partiden daha önemli olan ülke yönetimine Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterildi. İşin ilginç tarafıda zaten burada. Kılıçtaroğlu ve İnce’nin kendilerince genel seçim üzerinden Cumhurbaşkanlığı ve parti oy oranlarının Chp genel başkanlığı stratijileriydi. Kılıçtaroğlu’na göre zaten seçimi Muharrem İnce kaybedecekti, milletvekilliği de olmadığı için bir rakibi daha diskalifiye etmiş olacak koltuğunda kalacaktı. Açıkça “ bu partide koltuk sevdalılarına yer yok “ söylemiyle Muharrem İnce’ye mesajını verdi. Ha şimdi sizler diyebilirsiniz Kılıçtaroğlu koltuk sevdalısı değil mi? Kendi açısından ve tezi zaten koltuk ona ait olduğu için oturan kendisidir. Dışarıdan o koltuğa göz diken koltuk sevdalısıdır.

Muharrem İnce ise kendisinin aldığı oy oranının partinin aldığı oy oranı üzerinde olacağını bildiği için tabandan da alacak olduğu destekle bu sonucu baskı unsuru olarak kullanıp bak ben senden fazla oy aldım kurultayı toplayıp genel başkanlığı bırakmalısın düşüncesini taşıyor Kılıçtaroğlu’nu köşeye sıkıştırmak istiyordu. Buraya kadar stratijiler ve hamleler böyle gelişti. Süreç işliyor. Parti içi muhalif kesim kurultay çağrısını yüksek sesle dillendiriyor. Tabandan bu çağrıya destek var. Çeşitli kulisler yapılıyor. Bu konudaki tavrını Kılıçtaroğlu net olarak ortaya koydu zaten. Muharrem İnce ise sözde kamuoyu önünde tartışmıyorum diyor ama kurultayı topla genel başkanlıktan çekil dediğini söyleyerek süreci başlattığını ilan ediyor. Sözde teşekkür ziyaretleri kapsamında gitmediği illeri öncelikli tercih ederek Anadolu turuna çıktı. Teşkilatları ziyaret ediyor, tabandan kurultay çağrısına destek vermelerini bu değişimin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Chp’de yaşananlara dair pek çok görüş var herkes okuduğu tabloyu değerlendiriyor mutlaka. Yok efendim İnce partinin başına gelir diyenler var, parti bölünür diyenler var. Chp’de sular durulmaz diyenler var.

Az biraz siyasetten anlayan ben okuduklarımı sonuç olarak şöyle değerlendiriyorum.

Öncelikle Chp bölünmez. Ayrı parti kurulabilir ancak Chp’ye olumuz etkisi olmaz. Zira Chp köklü bir partidir ve gidenler olabilir ancak Chp mevcut haliyle Söğütözü 12 numarada yerinde kalır.
Kurultay toplanır mı? Toplanabilir ancak sonuç değişmez. Zira aynı delegeyle kurultay toplanacak.
Bu seçimin kazananı Chp derken Kılıçtaroğlu neyi söylüyordu? Bu seçimden ben milletvekili olarak çıktım. Ben kazandım ve partinin genel başkanı meclisin içersinde olmalıdır diyor.
Ya Muharrem İnce ne yaptı seçim kaybetti. Hemde tek seçimde iki koltuğu kaybetti. Hem Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti. Hemde milletvekili olmadığı için meclis dışında kaldı.
Kılıçtaroğlu başarı başarısızlık durumunu parti içerisindeki performansla değerlendiriyor ki Chp’de gelenek süreç böyle işliyor. Yani önce Chp’nin içerisinde kazanacaksın.
Muharrem İnce yıllardır bu partinin içerisinde olmasına rağmen bu süreci bilmiyorum diyemez her halde.
Bu gerekçelerle ve mantıkla girdiği parti içi bütün seçimlerin kazananı Kemal Kılıçtaroğlu’dur. Zira girdiği her seçimde Chp genel başkanı olmuştur yada koltuğunu korumuştur.

Şimdi size soruyorum, başarılı olan Kılıçtaroğlu’nun yerine başarısız olan Muharrem İnce hangi gerekçeyle geçecek yada geçebilir mi? Sürece dair okuduklarım yanlış olabilir mi olabilir belki. Bakalım bundan sonrası nasıl olur kim kimi mat eder bekleyip göreceğiz.

Saygılarımla…

Mesut GENCER

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık