Mesut Gencer

İZMİR DEMOKRASİNİN VE DEMOKRATLARIN KALESİDİR.


Mesut Gencer
13 Nisan 2018 Cuma 12:37

Hızla değişimin yaşandığı dünyadan ülke olarak bizde nasibimizi alıyoruz.Değişimin hızlı sonuçları olumlu yada olumsuz olarak farklı alanlarda kendini gösteriyor.Düşüncelerimizden yaşam tarzımıza,hayallerimizden gerçeklerimize ve daha da önemlisi karşı koyma şansımızın olmadığı hızla yaşanan değişim sürecinin yaşamımızın her alanında hissediliyor olması.
Ülke olarak 95 yıllık Cumhuriyet tarihimizde pek çok meşakkatli yollardan geçtik ve halende geçiyoruz.Tek partili siyasi dönemden çok partili siyasete geçişimiz, askeri ihtilal dönemleri ve bununla birlikte koalisyon hükümetleriyle ve tek parti hükümetlerini yaşadık yaşıyoruz. Parlamenter yönetim sisteminden Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişi 16 Nisan referandumuyla birlikte başlattık.2019 yılı üç tane seçimin yapılacağı seçim yılı olarak bizleri bekliyor.Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dair ilk kez uygulamayı göreceğiz ve ilk kez seçim sürecini yaşayacağız. Seçim öncesi yasal zemine taşınan siyasi partilerin ittifak durumları beraberinde tartışmaları da getirdi.Buna rağmen Cumhur ittifakı olarak adlandırılan Akparti & Mhp ittifakının karşısına çıkacak ittifak arayışları ve görüşmeleri ise farklı mecralarda görüşmeleri yapılıyor.
Parlamenter sistemde koalisyon seçeneği vardı.Şimdi ise sadece ittifak var.Hal böyle olunca alışık olmadığımız bir seçim sistemini hep birlikte yaşayacağız.Önceki sistemde genel seçimler yapılır Cumhurbaşkanı meclis içerisinden güven oyu alabilecek herhangibir milletvekilini anayasa gereği hükümeti kurmakla görevlendirirdi.Genel teamüllere göre seçimlerden birinci parti olarak meclise giren siyasi partinin genel başkanı görevlendirilir ve hükümeti kurma yetkisi verilirdi.Zaten seçimlere girerken her siyasi partinin genel başkanı potansiyel başbakan adayı olarak bilinirdi.Şimdi ise hükümeti kuracak olan Cumhurbaşkanı adayı olarak direk seçimlere girecek. Bu durumda her genel başkan potansiyel Cumhurbaşkanı adayıdır. Ancak önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bunu demek pek mümkün görünmüyor. Hükümet olmaya en yakın olan ana muhalefet partisinin genel başkanı bile çıkıp ben Cumhurbaşkanı adayıyım diyemiyor ve geçmiş dönemde olduğu gibi çatı adayı ile seçime gidilirse ve Cumhurbaşkanının yetkilerini de göz önünde bulundurduğumuzda ola ki çatı adayı cumhurbaşkanı olarak seçildi bakanlar meclis dışından ataması yapılacak peki bu durumda hangi siyasi parti hükümeti olarak adlandırabileceğiz.Siyasi partiler tabanlarına seçmenlerine neyin teminatını verebilecekler? Hangi ideoloji yada düşünce iktidarda olacak? Bunlar ister istemez kafamızda uçuşan sorular oluveriyor. Hep savuna geldiğim ve her ortamda dillendirdiğim konuyu buradan da tekrar etmek istiyorum.İktidar her ortamda her zaman vardır.Önemli olan güçlü ana muhalefetin var olmasıdır.Biz 95 yıllık cumhuriyet tarihimizde iyi yada kötü hiç iktidar yokluğu yaşamadık işin doğası gereği .Ama güçlü muhalefet ana muhalefet yokluğunu hep yaşaya geldik.Ana muhalefet ne kadar güçlü olursa inanırım ki ülkemiz bir o kadar güçlü olur.Zira iktidarı zorlayacak ve bu ülkeye eşsiz hizmetlerin verilmesini,kalkınmasını demokrasinin yaşanmasını sağlayacak olan ciddi ve etkili muhalefetin varlığıdır.
Değişimin kaçınılmaz olduğu gerçekliğini göz ardı ederek hep direniyoruz, yoruluyoruz, yanlışlar yapıyoruz ve hep geç kalıyoruz değişimi yaşamaya. Zaman çabuk geçiyor.Aslında bizler zamanın içinden akıp geçiyoruz hatalarımızla doğrularımızla birlikte.Dünden kalan acı tecrübelerimizi bugünün değişen dünyasında bilgilerimizle harmanlayıp doğru kararlar alıp doğru adımlar atmalıyız. Daha kimin Cumhurbaşkanı olacağını belirleyemeyen ve kimle nasıl hangi şartlarda ittifakın yapılacağı belli olmayan bilinmezliğe bu ülke terk edilecek kadar değersiz değil.Geleceğimiz birilerinin ellerinde değil birey olarak bizlerin tercihlerinde şekillenecektir.
Daha 15 yıl öncesine kadar demokrat olarak bilinen özgürlükler şehri güzel İzmir boş ve karşılıksız düşüncelerin tercihleri sonucunda Chp’nin kalesi diye adlandırılır hale geldi.Halbu ki İzmir demokrasinin ve demokratların kalesidir.Geçmişte seçim kazanan yerel yöneticileri hatırladığımızda bu gerçeği göreceğiz.Ülkemizin dört büyük metropol kentlerinden bir tanesi olan İzmir yoksulluğa, plansızlığa, yatırımsızlığa ve daha da önemlisi gece kondu kenti olarak yaşanmaya terk edilmiştir.Yerel iktidarın uygulamaları İzmir için çözüm üreten değil sorun üreten yapıya devam etmektedir.Diğer şehirler alt yapı, üst yapı, şehirleşme ve kentsel dönüşüm problemlerini çözüme kavuştururken İzmir’de bir tek Karabağlar ilçe sınırları içerisinde kalan Uzundere ( Eski İzmir )’de kentsel dönüşümü gerçekleştirebilmiştir. 30 ilçesi olan güzel şehir İzmir’in değişimi her alanda yaşaması ve yaşatması en doğal hakkıdır.Bu bağlamda İzmir’in ihtiyaç duyduğu değişimi gerçekleştireceğine inanıyorum.Zira bu şehirde yeni umutlar heyecanlar filizlenmeye başladı.Değişim beklentisiyle umutla güvenle yerelde iktidara yürüyüşün ayak sesleri duyulmaya başladı.
Akparti içerisinde metal yorgunluğu adı altında başlatılan kongre süreçlerini genel merkezin büyük şehirleri sona bırakma kararının ardından geçtiğimiz 1 aylık süreçte İzmir’de il başkanıyla başlayan değişim bütün ilçelerde büyük bir katılım ve coşkuyla kongrelerini tamamladı.28 Nisan’da gerçekleştirilecek olan il kongresiyle birlikte süreç tamamlanmış olacak.
Geçmiş dönem il başkanlığı ve 24.dönem milletvekilliği görevlerini yapmış olan Aydın Şengül’le başlayan güçlü ve kararlı değişim rüzgarı bu sefer İzmir’de Akparti’nin yerelde iktidara yürüyen umudu oldu.İzmir’in genelinde büyük bir heyecan ve beklentiler oluşturan değişim ilçe kongrelerindeki coşku ve katılımlarla kendini aleni olarak gösterdi..Bakalım 2019 seçim yılına giderken süreci hep birlikte yaşayıp sonuçlarını göreceğiz.İzmir’in güzel ve demokrat insanları ne eylerse güzel eyler deyip bakacağız.
Saygılarımla…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık