Mesut Gencer

İZMİR’İN HAK ETTİĞİ DEĞERİ ANCAK İZMİR HALKI VEREBİLİR


Mesut Gencer
6 Ekim 2018 Cumartesi 22:49

Pek çok insanın hayallerinde var olan şehir, bazılarının kendi algısında yaşamaya çalıştığı, bazılarının kendi algısında yaşatmaya çalıştığı şehir İzmir acaba hak ettiği yerde mi?. Bugün her şeyini birlikte yaşadığımız şehrin çok da evveliyatına gitmeyeceğim. Zira dün dünde kaldı, bize lazım olan bugün ve bugünden yarınlara bakış açımız, İzmir’e yapabileceklerimiz. Önümüzdeki süreç İzmir’in kaderini belirleyecek yerel yönetimler seçimlerinin yaşanacağı gerçeğidir.
Tarihsel,kültürel dokusuyla bütün renkleri bünyesinde barındırabilme özelliğine sahip olan İzmir, geçmiş dönemlerde farklı siyasi akımların yönetimlerini yaşamış demokrasinin ve demokratların şehri olma özelliğini de taşımaktadır. 15 yıl öncesine kadar ideolojinin değil hizmetin tercih edildiği şehirken algı yönlendirmeleriyle ideolojik bir tercihselliğe itilmiş ve adeta koca bir köye dönüştürülmüştür. İzmir hızlı göç alan bir şehir olmakla beraber yozlaşan kültürel yapıyla ve olaylara bakış açısı ile yaşanabilir şehir olma vasfını yitirme noktasına gelmiştir. Devasa büyüklükteki problemlere projeler üretilemediği gibi küçük sorunlar dahil çözümsüzlük raflarına atılmıştır. Her geçen gün büyüyen nüfus yapısı ile ters orantılı olarak daralan nefes alınamayan şehir yapısına dönüştürülmüştür. İzmir için öngörüsü, projesi olmayan ve sorunlardan bihaber olunduğu için çözümlerinin olmadığı sadece ideolojik söylemler üzerinden oluşturdukları politikalarla koltuklarını sağlamlaştırmak ve halktan uzak fil dişi kulelerinden yönetim anlayışı İzmir’in kaderi haline getirilmiştir. Yılan hikayesine dönen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin merkezinde kalan çöp depolama alanı, vatandaşın sahile ulaşımına ilaveten konulan engeller, halkın ihtiyacına cevap veremeyen toplu ulaşımda yapılan masa başı uygulamalar, Anadolu’nun en ücra kasabasına götürülen ancak İzmir’in pek çok noktasına taşınamayan doğalgaz, Türkiye’nin her tarafında aynı ama İzmir’de rantsal ve menfaat odaklarının kol gezmesiyle adeta halkla alay edercesine gözlerinin içine baka baka yalan yanlış bilgilerle sunulan kentsel dönüşüm kanunu, çarpık yapılaşma, alt yapı üst yapı gibi pek çok sorunların varlığında çözümsüzlük projeleriyle yönetilen ve halkın sorunlarla boğuşmasına göz yumulurak her geçen gün medeniyetten uzaklaştırılan şehirde adeta dikta rejimi uygular gibi başta kendi seçmenleri olmak üzere halka zulüm edilmektedir.
Yerel yönetimler icra makamları olup şehrin geleceğine dönük projeler üretebilmeli ve uygulamaya alabilmelidir. Sorunun değil çözümün merkezi olmalıdır. 4.5 milyon nüfusa sahipken bugünün sorunları çözülemez ve halkın ihtiyaçlarına cevap verilemezken hızlı göç aldığını bildiğimiz şehrin 2050 yılında ön görülen nüfusu 8 milyona geldiğinde acaba İzmir halkını neler bekliyor, nasıl bir yaşam olur? Önümüzdeki yerel seçimler yaklaşırken, İzmir’i bilen sorunları bilen şehre vakıf çözümlerini de bilen ve uygulayabilecek projeleri olan İzmir’i bu makus kaderinden çıkaracak vizyonu olan yönetim anlayışının iş başına getirilmesi tercih değil zorunluluktur. Seçmenin bu zorunluluğun bilincinde olması değilsede bilinçlendirilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Sokakta sorunlardan dertlenen seçmenin samimiyetini sandık başında göstermesi İzmir’in sorununun ideolojik bir sorun değil hizmet sorunu olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Çözümsüzlüğe oy verip ertesi günü ver yansın etmek samimiyetsizlik ve İzmir’e yapılan en büyük haksızlıktır. İzmir’e hak ettiği değeri kazandıracak olan yine İzmir halkının ta kendisidir.
İzmir’i konuşabilmek, tanıyabilmek ve tanıtabilmek önceliğimiz olmakla beraber en büyük eksiğimiz sorunların dillendirilmesinde ve yayılmasında çok büyük eksiklik; yaşadığımız şehrin sorunlarını konuşabileceğimiz haber yapabilecek olduğumuz ulusal yayın ve medya kuruluşlarının olmadığı gerçeği göz ardı edilmemeli. Var olan ulusal medya kuruluşları İstanbul merkezli olup İzmir bu alanda çok geride kalmıştır. Basının 4. Kuvvet olduğu gerçeğinden yola çıkarsak halkın yaşadığı şehir İzmir’e dair kimlerin neler yaptığı şehrin kaderinin kimler tarafından belirlendiği gerçeği daha net olarak görülecektir. Yerel basınımız her ne kadar haber yapma hizmetinde bulunsa da ulusal basın ve yayın kuruluşları kadar etkili olunamamaktadır. İzmir’i her yönüyle ele alıp ekonomiden sanayisine, eğitimden kültüre, spordan sanata, sağlığa kadar halkın bilinçlenmesi noktasında gerekli çalışmalar yapılarak İstanbul merkezli ulusal yayın akışı olan tv kuruluşlarından en az bir tanesi İzmir merkezli olarak hizmet vermesi sağlanmalıdır.
İzmir’e dair kısaca ele almaya çalıştığım sorunları ve çözüm ip uçlarıyla birlikte beklentim vizyonu olan İzmir’i kucaklayabilecek adayın belirlenmesidir. İlçeleriyle beraber iş başına gelecek olan yeni yönetimi zor günlerin beklediği ancak yılmadan durmadan İzmir için çalışacağına olan inancım tamdır. Zira İzmir’in hak ettiği yönetim ve hizmetler İstanbul,Bursa, Konya gibi şehirlerden daha az ve değersiz değildir.
Yaşamak için nefes almak gerekir. Nefes alınabilecek güzel İzmir için doğru zaman bu zaman olduğuna inanıyorum.
Saygılarımla…

Mesut GENCER


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık