Osman ESKİCİOĞLU

MEZHEP NEDİR VE MEZHEPLER NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR


Osman ESKİCİOĞLU
31 Temmuz 2017 Pazartesi 16:13

Görüş, Doktrin, Ekol, Vaktiyle İslam Devletlerinde mevzuat (yürürlükteki hukuk normları) yerini tutmuş belli bir hukuk ekolüne ait hükümler mecmuası.
Şeri-tafsili delillerden hareketle şeri-ameli hükümleri çıkarmada tutulan belli bir yol, yöntem. Yol ve yöntemdeki (usul) farklılıklar fıkhi mezhepleri ortaya çıkarır.

Akaid konusunda İslam’dan çıkarmayacak boyutta olan ihtilaflar, akaiddeki mezhepleri, fırkaları oluşturur.

Başka bir ifade ile mezhep sözlükte gidilecek yol, gidilecek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek gibi manalara gelen mezhep dini bir kavram olarak kendi içinde tutarlı bir metot ve düşünce sistemine sahip itikadi ve ameli doktrin anlamına gelir. Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarmada kullanılan deliller ile asli delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimselerdir. Bu usul farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılıklar mezhepleri oluşturmuştur.

İslam literatüründe mezhepler itikadi mezhepler ve ameli (fıkhi) mezhepler olmak üzere ikiye ayrılır. Tarih sahnesine çıkışı bakımından itikadi mezhepler daha önce olup oluşmasının arkasında siyasi sebepler yatmaktadır. Hz Osman’ın şehadetiyle başlayıp Hz. Ali’nin Cemel ve Sıffin savaşlarıyla devam eden siyasi olaylar sonucunda siyasi ağırlıklı olan HARİCİ ve Şİİ mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bir müddet sonra da fikir yönünden CEBRİYE ve MUTEZİLE gibi akımlar doğmuştur. 
İtikadi mezheplerin ihtilaf noktalarını; hilafet, büyük günah, kader, Allah’ın sıfatları ruyetullah, insanın fiilleri, hüsün-kubuh, şefaat, nübüvvet, rızık, ecel gibi konular oluşturmaktadır. İtikadi mezhepler eh- sünnet mezhepleri ve ehl-i sünnet dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet mezhepleri Maturidiyye, Eşariyye ve Selefiyye’dir.Ehl-i sünnetin dışındaki itikadi mezheplerden Hariciyye, Mutezile, Şia, Mürcie, Müşebbihe, Cebriyye ise bunların meşhurlarındandır.

Fıkhi mezheplerin ortaya çıkışı ise, dini sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygambere sorulur ve mesele çözülürdü. Hz. Peygamberden sonra sahabe ve tabiun döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür: 
a) Kitap ve Sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması,
b) Sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi,
c) Hadislerin bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı telakkiler,
d) İçtihat usul ve gücünün farklılığı,
e) Sosyal ve tabii çevrenin etkisi,

Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde bir çok alim ve müçtehit bulunmakta soruları cevaplandırmakta ve davaları halletmektedirler. Fakat bunlara izafe edilen bir mezhep yoktur.

Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasi baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. Bununla birlikte bir mezhebe bağlılığın lüzumu da gündeme gelmiştir. Sonra gelen alimlerden mezhep mukallit ve mutaassıpları her mükellefin dört mezhepten birine başlanmasının vacip olduğunu ve mezhebini terk edene tazir tatbik edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Buna mukabil diğer bazı usulcüler ise bir mezhebe bağlanmanın gerekli olmadığını, belki caiz olabileceğini gerektiğinde o mezhebi bırakıp başka bir mezhebe geçebileceğini kabul etmişlerdir.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık