Makamlara Doyduk, İnsanlığa Aç Kaldık


Düşünüyorum, gözlemliyorum, okuyorum; adeta elimle tutup dokunuyorum ama bir türlü çözemiyorum. Ne oldu bizlere? Nedir bu bitmek bilmeyen, bir türlü doyuramadığımız ihtiras?

Bir işe girelim deriz, gireriz, yetmez. Memur olalım deriz, oluruz, yetmez. Müdür, vekil, bakan olalım deriz, o koltuklara da otururuz, yine yetmez. Makam basamaklarını üçer beşer, nefes nefese çıkarken; ne hikmetse (çoğunluğu tenzih ederek söylüyorum) "adam olma" yolunda tek bir adım bile atamıyoruz. Unvanlarımız büyüdükçe, insanlığımız küçülüyor.

Eskilerin o meşhur ve ibretlik kıssasını bilirsiniz. Babasına kızıp hırsla yola çıkan bir gencin hikâyesidir bu. Yıllar sonra okur, gerçekten kaymakam olur ve doğduğu ilçeye atanır. Makama oturur oturmaz ilk işi, iki jandarma gönderip babasını yaka paça huzuruna getirtmek olur. Koltuğuna kurularak, kibrinden kör olmuş bir hâlde şöyle der:

"Baba, bana adam olamazsın demiştin; gördün mü, kaymakam oldum!"

Babası, o acı tebessümle tarihe geçen cevabı verir:

"Oğlum, ben sana kaymakam olamazsın demedim ki... Ben sana adam olamazsın dedim. Adam olsaydın, babanı iki jandarmayla ayağına getirtmezdin."

Dostlarım, bu dünyada makam araçlarıyla, haram kazançlarla lüks ve şatafat içinde yaşadığınızı mı sanıyorsunuz? Sizin hakir gördükleriniz, ahir zamanda asıl lüksü -yani şerefi ve vicdan rahatlığını- yaşayanlardır. Allah bizi parası çok, insanlığı yok olanlardan eylemesin. Rüşvetin, yolsuzluğun, iltimasın alıp başını gittiği bu düzende, hızlı yükselenlerin ne kadar hızlı ve ibretlik düştüğüne defalarca şahit olmadık mı?

Buradan kibri dağları aşan sayın iş adamlarına, sayın vekillere, sayın dernek başkanlarına sesleniyorum: O oturduğunuz koltuklara, o güç zehirlenmesine fazla güvenmeyin. Çaldıkça doyacağınızı sanıyorsunuz ama o teneke bir gün taşar, altında kalırsınız.

Şakir Haymana olarak haksızlığın, avantanın ve rüşvetin karşısında hiçbir zaman susmadım; susmayacağımı ve yakanıza yapışacağımı çok iyi biliyorsunuz. Hele ki Cumhur İttifakı'nın arkasına saklanarak o siyasi iradeyi kendi menfaatleri için kalkan yapıp etrafa korku salmaya, milleti soymaya kalkanlara tek kelime eyvallahımız yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımıza Allah uzun ömürler versin; ancak onun mücadelesini kendi şahsi ve kirli çıkarlarına alet edenler bilsinler ki bu devran hep böyle dönmez.

Son sözüm şudur:

Bu ülkede yirmi yıllık karanlık cinayetler, üstü sonsuza dek örtüldü sanılan dosyalar tek tek çözülüyor. İlahi adaletin de, devletin adaletinin de zaman aşımı yoktur. Nefesi er ya da geç ensenize üfler.

Anlayana...

Saygılarımla.