Kılıçdaroğlu: Nerede bir sorun varsa o sorunun en sağlıklı, en tutarlı çözüm adresi CHP'dir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Ankara İl Kongresi'nde konuştu

Kılıçdaroğlu: Nerede bir sorun varsa o sorunun en sağlıklı, en tutarlı çözüm adresi CHP'dir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Ankara İl Kongresi'nde konuştu

Kılıçdaroğlu: Nerede bir sorun varsa o sorunun en sağlıklı, en tutarlı çözüm adresi CHP'dir
16 Şubat 2020 - 14:42

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Ankara İl Kongresi'nde partililere seslendi.
 
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları:
 
Çok sık kullandığımız bir deyim vardır. Cumhuriyet Halk Partisi, milli mücadeleden ve mücadelenin özünden doğan ve bugünlere gelen görkemli bir tarihi olan bir siyasal partidir. CHP'li olmak bir ayrıcalıktır. CHP'li olmak ülkeye ve dünyaya karşı sorumluluk taşımaktır.
 
Eğer geçmişin bize bıraktığı mirası gelecek kuşaklara aktaracaksak sadece geçmişi değil, geleceği de inşa etmek üzerinde hep birlikte düşünmeliyiz.
 
Ben bütün CHP'li kardeşlerime şunu söylemek isterim, nereye giderseniz gidin, nerede oturursanız oturun, sorunlardan söz ettiğinizde çözümünden de söz edeceksiniz.
 
Şu eleştiriyi hep yaparlar, "Efendim CHP hep eleştirir hiç çözüm söylemez" Hayır söylüyorum, nerede bir sorun varsa o sorunun en sağlıklı, en tutarlı çözüm adresi CHP'dir.
 
Hiç kimse şunu söyleyemez, efendim sorun var ama nasıl çözüleceğin bize söylemediniz. Sorumluluk üstlenen bütün arkadaşlarıma söylüyorum, sorunu dile getireceksiniz ardından çözümü de dile getireceksiniz. Sokağın da sorunu olabilir, kentin de sorunu olabilir. Türkiye'nin de sorunu olabilir, Orta Doğu'nun da sorunu olabilir.
 
"TÜRKİYE'NİN BUGÜN 5 TEMEL SORUNU VAR"
Türkiye'nin bugün 5 temel sorunu vardır. Birinci sorunumuz demokrasi. Ülkenin demokrasi sorunu vardır. İkinci sorunumuz eğitim. Eğitim, bir topluma sınıf atlatır. Bir bireye sınıf atlatır.
 
Üçüncü temel sorunumuz dış politika. Ağır bedeller ödeyen bir sürecin içindeyiz şu anda. www.gercekgundem.com'un toplantıdan derlediği habere göre Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: Toplumsal barış sorunumuz var. Bir arada huzur içinde yaşamak istiyoruz. Kimse kimliği, inancı, yaşam tarzı dolayısıyla ötekileştiremeyiz. Türkiye bugün derin bir kriz yaşıyorsa, ekonomide sosyal alanda, siyasetini inanç, yaşam tarzı ekseniyle politika yapmasıdır.
 
Bize düşen görev, CHP'lilere düşen görev, hiç kimseyi inancı, kimliği dolayısıyla ötekileştiremeyiz.
 
Bizden farklı düşünebilirler, farklı inançları olabilir ama aynı bayrağın altında aynı vatan toprağı içinde yaşıyorsak herkesin sorununu çözmek ve o insanlara güven vermek zorundayız. Dolayısıyla toplumsal barışı biz sağlarız, biz güçlendiririz.
 
Bir başka önemli temel sorunumuz ekonomi.
 
Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşıyoruz. 7 milyonu aşkın işsizimiz var. Üniversite bitiren on binlerce çocuğumuz işsiz.
 
Bütün bunları düşünüyorum. Beş temel sorunumuz var. Size soracaklar, anlattın, sorunu da anlattın, nasıl çözebiliriz.
 
Dört ayaklı stratejiden söz edeceksiniz. Birinci sorun demokrasiydi. Demokrasisi gelişmemiş olan hiçbir ülke büyümemiştir. Türkiye büyüyecekse, dünyada söz sahibi olacaksa, barış ve kardeşlik olacaksa, bunun yolu demokrasidir. Başka bir yolu yoktur. Demokrasi sürekli gelişen bir kavramdır.
 
Katılımcı demokrasiden söz ediyoruz. Demokrasi aynı zamanda bütün yetkilerin bir kişiye verilmemesi demektir. Çanakkale Savaşları'nı düşünün, bütün yedi düveli indirip Çanaklale Boğazı'nı geçmek için verdiği mücadeleyi düşünün.
 
Her karış toprağında şehit kanımız var. 

Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti: Cumhuriyetin önsözü Çanakkale savaşlarında yazılmıştır. Peki nasıl oldu da yedi düvel tek kurşun atmadan Çanakkale'yi geçti? Bir kişinin imzası vardı. 'Bırakın gelsinler' diyor.
 
Demek ki demokraside güçler dengesi vardır. Daha güçlü demokrasilerde medya da dördüncü güç olarak ortaya çıkar. Demokrasi, hiç kimsenin vazgeçmeyeceği bir kavramdır. Demokrasinin büyük ölçüde askıya alındığını görüyoruz. Ne olursa olsun bizim gibi düşünmeyen insanlar için de demokrasiyi getireceğiz. Türkiye'nin üretmesi lazım, üreteceğiz. Bir ülke üretirse güçlü olur. Bir ülke üretirse dünyada saygınlığı artar. Üretim demek sadece fabrikada, tarlada üretmek demek değildir. Üretmek, hayatın her alanında üretmektir. Üniversitede bilgi üreteceksiniz. İnsanlar kainatı sorgulayacaklar.
 
"AKIL TUTULMASI YAŞIYORUZ"
İşsizlik sorunumuz var. Ne diyorlar, "Her işveren bir işsizi işe alırsa işsizliği çözermişiz"
 
Bir akıl tutulması yaşıyoruz. Yok böyle bir şey. İşsizliğin önlenmesinin yolu üretmekten geçiyor.
 
Bilimde, edebiyatta sinemada, hayatın her alanında üretirseniz Türkiye'yi güçlü kılarsınız. Hiçbir CHP'li kardeşim unutmasın, bir ülkenin dünyada saygınlığını belirleyen iki şey vardır. Bir silahlı kuvvetledir, iki yumuşak güç dediğimiz sanattan kültürden kaynaklıdır.
 
İşsizliği önlemek için fabrikaları satmayacaksınız fabrikalar kuracaksınız. Yurt genelinde dengeli kuracaksınız. Neden istihdam alanını yaratmıyorsun? 17 yıl oy verdiniz geldi sizin fabrikalarınızı sattı. Demek ki sizin de sorgulama zamanınız geldi. Biz her yerde fabrika kuracağız. İşsizlik belasını çözeceğiz.
 
Toplumsal barışı dinamitleyen temel şeylerden biri işsizliktir. Bu sorunların tamamı çözülebilir, işsizlik sorunu da çözülebilir. Politikalarınızı istihdam üzerinde inşa ederseniz bütün bunlar çözülebilir.
 
Kısa dönemli değil, uzun dönemli kararlı politikalarla yola devam etmek gerekiyor.
 
Üreteceğiz ve hakça bölüşeceğiz. Güçlü bir sosyal devlet olacağız. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir sosyal devleti inşa etmek zorundayız.
 
Bugün EYT'liler var. Prim ödeme gün sayısı dolunca işi olsa dahi işinden ayrılmak zorunda çünkü emeklilği doluncaya kadar çalışsa yani yaşı da doldursa daha fazla prim ödeyecek daha uzun süre çalışacak, kadere bakın daha az emekli maaşı alacak.(Gerçekgündem)

YORUMLAR

  • 0 Yorum