MHP kökenli CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “ortak tutum belirlenmesi” yönündeki çağrısından önce ben de, hemen hemen aynı saatlerde belki de Yavaş’ın gündemi sarsan açıklamasından önce ulusal tv TEMPO TV’de pazar günü saat: 15.00’da canlı olarak yayınladığımız ve AK Parti İstanbul İlçe Başkanı Togay Çoban’ın konuk olduğu GAZETECİLERLE GÜNDEM’de ‘Tüm CHP’li Belediye Başkanları bir şafak operasyonunda önce gözaltına alınıp, sonra tutuklanmaktansa yönelik bir çağrı yapıyordum.
Ve, ‘CHP’li Başkanların tümü istifa edip, topluca AK Parti’ye katılsalar, daha mı iyi olur!..’ dediği o programda ki konuğum olan ve kayyum ile belediyesi kayyumla yönetilen Esenyurt’un AK Partili İlçe Başkanı Togay Çoban’ın gülümsüyordu. Evet aynı günü bu yayınımıza giderken yolda yazdığım ‘BEN TUNCELİ’DE GAZETECİ OLSAYDIM BUGÜN GÖZALTINA ALINAN VALİ ORADA GÖREVDEYKEN TUTUKLANIR MIYDI?’ başlıklı yazımla da onca Cem Evi, Erenler Vakfı gibi stk’ların olduğu Tunceli Valisinin de göz altına alındığı haberi eşliğinde gündem yazayım derken, şu günlerde bir hayli unutulan yeni süreçle ilgili bir video whatsapp mesajı aracılığı ile bana geliyordu.
Bu videolu mesaj da bir dönemde Ardahan Hoçvan Federasyonu, HOÇFED’e başkanlıkta eden Hoçvanlı hemşerim Güven Yılmaz’ında katıldığı Barzani ağırlıklı toplantı da Öcalan’ın sürece katkısının karşılığında hiç bir şey almadığını yani ‘Öcalan’ın Türk Devleti ile yaptığı işbirliği ‘denerek eleştirildiği toplantı ile ilgili idi.
Ve Hoçvanlı Güven Yılmaz’ında aralarında olduğu bu toplantıya katılanların benim, ‘ak saçlı’ dediğim yaşlıların önderlik ettikleri ve Öcalan’a karşı yeni bir politika hatta parti kuracakları yönünde iddialara benim nasıl baktığım merak ediliyordu..
Öcalan’ın bugüne kadar ortaya koyduğu fikir ve yol haritasının verdiği güvenden güç alıp, bugün onun karşında hatta onu ret eden belki de hain ilan etmek isteyenlerin çok olduğu da ileri sürülen gün boyu görüşme ve tartışmalarımı da yazmaya hazırlanırken, bugün anlatacaklarını dün yani yıllar önce hem de hendeklere gömülen birinci barış sürecinde kaç kez yazdığımı ben değil, beni anlamışcasına facebok anılar bana hatırlatıyordu..
Ve bende Barzani’ye yakın olduğu söylenen ve Kürtçenin resmi dil olması, Kürtler için statü kazanılması, 13 maddelik deklarasyon ilkeleriyle öne çıkan yetmedi DEM Parti’ye alternatif olarak yeni bir siyasi oluşum denen ve bu oluşum, bölge siyasetinde yeni bir yol haritasını, Kürt Mili Platformu’ adlı o toplantıyı sonraki yazımlarım da değerlendirmek kaydıyla 21 Nisan 2013 yılında ele aldığım o yazılardan birini alıp, bugün 21 Nisan 2026 tarihli bugünkü yazımda, ‘Bugünü anlatan dünkü yazılarım..’ başlığı ile yer veriyor ve ‘dün yazdıklarımın aynısının yeniden mi yaşanıyor?’ diyerek yorumu sizlere bırakıyorum..
Eski Devrimciler Ortamcı mı?..
Bir taraftan Ankara-İmralı görüşmeleri sürerken diğer tarafta doğu ve güneydoğuya askeri sevkiyat yapıldığı, bunların yanında Ardahan’ın da içinde bulunduğu illerde yeni korucular oluşturulduğu iddialarının mide bulandırdığı şu günlerde adeta kapı kapı gezip, sürece yardımcı olmaya çalışan akil adamların toplantısındaydım.
Meslektaşım Gazeteci Ali Bayramoğlu’nun da bulunduğu o toplantıda söz alıp, konuşan bir konuşmacı olarak edindiğim Akil Adamlar toplantısında ki ilk izlenimlerimi, bu toplumun bireyleri olarak birbirimizle konuşma ve birbirimizi dinleme gibi bir alışkanlığının olmadığı ve bunun nedeninin ise 30 yıldan fazladır süren iç çatışmaların getirdiği çatışma kültürünün beyinlere yerleşmesi olduğunu baştan söyleyeyim.
Bunun başka bir örneğini 1998 yılında Ardahan’da yaşanan talihsiz olaylarda da yaşayan biri olarak oradaki tecrübemi de kullanarak başlangıçta bir hayli gergin olan toplantıda,çıktığım kürsüde elimden geldikçe ortamı sakinleştirmeye çalıştım ve kavga etmektense konuşmanın en güzeli olduğunu anlatmaya çalıştım.
Sanırım bunu az da olsa başardım ki toplantıyı düzenleyenlerle, katılımcılar konuşmamdan sonra beni kutladılar.
Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim konu ise Akil Adamlara ev sahipliği yapanlar olacak.
Çünkü o toplantıya ev sahipliğini yapacakların benim az çok tanıdığım ve kamuoyuna ‘Eski Devrimciler’ olarak bilinenler değil, sürecin taraftarları olan AKP’liler veya BDP’liler olacağını düşünmüş ve ortamı bizzat yaşamak ve gözlemlemek için bir hafta daha İstanbul’da kalmıştım..
Ama gelin görün ki ne alakası varsa Atatürk ile Kadıoğlu’nun büyük posterleriyle süslenmiş olan Belediye Kültür Merkezine gittiğimde şaşırdım desem inanın..
Bunu nedeni ise başlatılan barış sürecini provoke etmek isteyen birkaç küçük grubun polisle çatışması değil, o toplantıya ne AKP’liler, nede BDP’liler ev sahipliği yapmamaları ve toplantıya bizleri ve Akil Adamları davet edenlerin düzenleyenlerin ‘Eski Devrimciler’ in olmasıydı.
Yani o kadar masraf edip, billboardları süsleyen Akil Adamların afişlerini, karşılamalarını ve bin kişiden fazla kişinin katıldığı riskli toplantıyı ‘Eski Devrimciler’in düzenlemiş olmasıydı beni şaşırtan.
Birçok Ardahanlı tanıdığımın da içinde bulunduğu o toplantıda konuşup, konuşulanları dinlerken Çapan’ın ekibi olarak bildiklerimin orada olamaması kadar beni şaşırtan bu gelişme aklıma yeni bir soru getirdi.
Ve bu soru da, ‘YDH, ÖDP ve hatta HDK gibi oluşumlarda olduğu gibi bu süreçte de eski devrimciler ortamı yapıyorlardı
Evet tartışılması gereken manzara ile karşılaştığım Akil Adamlar toplantısında gördüğüm en ilginç ayrıntı buydu..
Yani ‘Eski Devrimciler’ olarak bilinenlerin ev sahipliği yapmaları niye idi?.
Bu konuda biri bana bir cevap verip, şüpheleri mi giderebilir mi?
Yani ‘Eski Devrimciler’ bu süreçte ortamcı mı?!
Çünkü bunların içinde olduğu her hareketin başarısız kaldığını 45 yaşına gelen, 26 yıldır gazetecilik yapan biri olarak hep bilmiş, yaşamışım da..
Evet.. bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..
Yazar bu metinde, geçmişte kaleme aldığı siyasi analizlerin günümüz Türkiye’sinin belediye operasyonları ve kayyum atamaları gibi sıcak gündem maddeleriyle olan benzerliğini vurgulamaktadır. Makalede, Kürt sorununun çözümüne dair geçmişteki “Akil Adamlar” süreci ile güncel siyasi hareketlenmeler arasında bir köprü kurulmaktadır. Özellikle Abdullah Öcalan ve Barzani çizgisine yakın grupların yeni bir siyasi yol haritası arayışında olduğu iddiaları, yazarın yıllar önceki öngörüleriyle kıyaslanarak ele alınmaktadır. Metin boyunca, eski devrimcilerin siyasi süreçlerdeki rolü sorgulanırken, yerel yönetimlere yönelik baskıların muhalefet cephesinde yarattığı yankılar kişisel tecrübeler ışığında aktarılmaktadır. Son olarak yazar, Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik dönemde geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini ima ederek toplumsal barış ve diyalog ihtiyacına dikkat çekmektedir.


YORUMLAR