Bugün kü yazıma başlamadan önce başta Öcalan'a statü isteyen Devlet Bahçeli'li MHP'de şimdi de CHP'de yaşananların altında asıl yaşananları dizayn edildiği söylenen Ortadoğu ve bu bölgenin başlıca halkları olan Kürtlerin sorununu çözmeye yönelik olduğunu düşünen biri olduğumu buraya not düşmek isterim.
Çünkü, radikal milliyetçi MHP'nin demeyeceğini dedirtenlerin ulusalcıların kozmik odasında olduğunu söylediğim ve MHP'li milliyetçilerden daha da milliyetçi, ulus devletçiliği savunanların işgalinde olan CHP'ye de dedirtilecek çok şeyin olduğunu ve bunu bu kez bizzat CHP'ye dedirtmek için hazırlıklar için ulusalcıların kozmik odasından tavsiye operasyonu olduğunu düşünenlerdenim.
Kozmik derken, 2009 yılının Aralık ayında ve 2010 yılının Ocak ayında, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiaları soruşturması kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) en gizli birimlerinden Seferberlik Tetkik Kurulu'nda sivil savcılar tarafından yapılan aramaları ve sonrasında yaşanan ve devam eden tartışmaları da hatırlıyordum..
Buraya kadar anlattıklarımı değerlendireceklere zaman bırakma adına bu yöndeki düşüncemin daha geniş açılımını bir dahaki yazılarıma bırakıp, bugünkü yazımın başlığına, 'Didem'in olmadığı CHP'de Özel kalır mı?' sorusunu da soru, kafaları iyiden iyiye karıştırmak isterim..
Çünkü, kardeşi TRT'ye çıkıp, demeç verdiği günden statü istenen bugüne kadar hiç etkisi kayıp olmayan, sarı bölgesin de elma kokulu Halep'te olduğu gibi yaşanacak bir katliamı görüp, Suriye'nin siyah sakallılarla idare edilmesi gerektiğine işaret eden Öcalan posterli Kürtlersiz İran'a girilemediği Ortadoğu'nun durulduğu şu günlerde bende orayı değil, iç politikaya dönüp şu son günlerde yaşanan ülkenin birinci güncel konusuna, 'Mutlak Butlanlı Genel Başkana teslim edilen CHP'ye yönelik yaşananları gündemime alıp, okurumun kafasını az karıştırayayım diyorum..
Ha bu arada aynı CHP'nin karışmasında rolu hiçet az olmayan biz Ardahanlı siyasilerin, yazan, çizen, konuşanların yanı sıra Karslı siyasilerin etkisini de bir sonraki yazılarımda dile getireceğimi de buraya not düşüp, bugünkü konuya, başlığımıza dönmek isterim..
Evet, sizde dikkat ediyor musunuz bilmem ama geleneksel deyişle, hayat arkadaşlığında verilen manevi desteğin ve işbirliğinin önemini vurgulayan, cinsiyetten bağımsız, "birlikte yürümek" ve "birbirini tamamlamak" ile ilgili olduğu söylenen, 'Her başarılı erkeğin arkasın da bir kadın var' söyleminin hep tanıdık, bildik veya hatırlanmayan liderlere, iş insanlarına, işlerinde başarılı erkeklere takılan en büyük madalyasıdır...
Örnek mi?
İlk etapta aklıma gelen Sovyet ordularının Berlin'i bombalayıp, sığınağa kadar yaklaşırken, Adolf Hitler ve sevgilisi olan Eva Braun yan yana olduklarını ve birlikte ölmeleriydi..
Ve Kızıl Ordu sığınağa girmeden sadece bir gün önce, 29 Nisan 1945'te evlendiler ve 30 Nisan'da intihar ederek yaşamlarına son verdiklerini yazan tarihe baktığımızda dünden bugüne dünyaya yön veren liderlerinin büyük bölümü belki de %99'nun erkekler olduğu ve bu erkeklerin arkasında yada yanında olanın ya eşi, ya anası veya sevgilisi olduğunu görmemin etkisi mi yoksa takıntım mı bilmem ama Özgür Özel'in yaşadığı bunca sıkıntı ve zorluklara rağmen yalnız olmasının getirdiği bugünkü sonuç eşi Didem hanımdır desem başta Özgür Özel olmak üzere birçokları ''haydi oradan' diyerek bana kızabilirler..
Ancak, Halide Edip Adıvar, Kara Fatma gibi kadınların kurulma mücadelesinde önemli rol oynandığı ülke de bugün adeta kıskaca alınan CHP'yi kuran Atatürk'ün liderlik başarısında da bir kadının, o kadınında anası Zübeyde Hanımın olduğu bizlere hep söylenmedi mi?
Ve Osmanlı padişahlarına yada Antik Mısır'ın son Helenistik kraliçesi ve ülkesini tek başına firavun unvanıyla yöneten güçlü bir kadın hükümdar olan, Antik Roma'nın en güçlü liderlerinden Sezar'ın siyasi ve askeri stratejilerinde Sezar'a kilit bir danışman ve müttefik olarak yer alan Kleopatra'mıydı?
Peki, Sovyetler Birliği'nin dönüşüm sürecinde Mihail Gorbaçov'un yanında durarak dış politikada ve sosyal reformlarda aktif bir rol oynayan Raisa Gorbaçova'yı hatırlayanız var mı?
Yada Güney Afrika'da Apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimine karşı verilen mücadelede, Mandela'nın 27 yıllık hapis hayatı boyunca davasını dışarıda diri tutan Nelson Mandela'nın eşi Winnie Mandela veya blip, bilmedğimiz daha niceleri..
Peki, Hz. Hatice, Hz. Aişe gibi nice kadının erkeklerine verdiği enerjinin onların liderlik konumlarında oynadığı rolü de unutmadan yazımızın başlığına dönecek olursak eğer, 'Ya Demirtaş, İmamoğlu gibi tutuklanacak, yok ya partiden ihraç edilecek, yok canım aslında Erdoğan'a karşı kayıp edecek en iyi cumhurbaşkanı adayı edilecek..' denen Özgür Özel'in CHP Genel Başkanı olduğu o günden, polis zoru ile CHP'den dışarı çıkarıldığı güne kadar bakacak olursak eşi Didem hanımın kaç kez Özal'ın elini hiç bırakmayan Semra hanım gibi gelen başkan olduğu günden bugüne kadar eşinin yoğun siyasi mücadelesinde kaç kez elini tutup, hep yanında olduğunu göreninizin sayısı ne kadardır?
Cevabını vermek için googel amcaya sorarken, yaşanan bu durumu aile içi gerginlik demeyin veya başka bir kulp takmayın sakın.. Çünkü bu durum Özgür beyin istemi sonucu da olabilir.. Veya Kılıçdaroğlu'nun uyuyan eşi Selvi hanımın medya karşında yaşadığı zorlukları yaşamak istemeyen Didem hanımın tercihi de olabilir..
Ama bugünkü Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ın yanında hiç ayrılamayan eşi Emine hanımı da unutmadan 'Her erkeğin arkasında bir kadın var' sözünü hatırlatan benim neyi anlatmak istediğimi bir düşünün derim..
O zaman 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var' tezini bir kez daha sorup, önce eşi öldükten sonra tahta geçen ve bugün Amerika'nın bile görmekten geciktiği İran'ın kurucularından Pers İmparatoru Büyük Kiros'a karşı destansı bir varoluş mücadelesi veren bir kadın hükümdar Tomris Hatun'u da unutmadan Tansu Çiller'in, ona özenip, saçlarını sarıya boyayan Meral Akşener'in arkasında, yanında da eşleri olduğunu da söyleyerek, 'bu işin kadın veya erkek diyerek' değil, asıl başarının önce eşler arasında ki birliktelik olmak üzere aile birliği olduğunu Ecevit'in Raşan hanımını, 6 kez iktidardan giden ve 7 kez başbakanlık koltuğuna geri gelen çoban Sülü'nun eşi Nazmiye hanımı da hatırlayalım.
Tabi uçakta çıkarken eşini tokatlayan Angela Merkel'li Avrupa Birliğinin Almanya'da sonra en güçlü ülkesi olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile eşi Brigitte Macron'u da yabana atmamak gerek..
Bu arada 4.5 yıl yattığı Diyarbakır zindanlı günlerde, Afyon'a sürgün edilen yıllar da ve yoğun iş hayatında yanlarında olmayan ve onca arbadeyi geçiren rahmetli babamın arkasında, yanında namusları ile alnı açık şekilde hep dik duran, bana ve çocuklarına kol kanat geren eşlerine, analarıma ve birçok sıkıntı yaşattığım sevgili eşimi de ben de hatırlıyor, Demirtaş'ın öğretmen eşi başak hanım gibi kadınların önlerinde saygıyla eğilirken, 'her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var' denirken, 'Didem'in olmadığı CHP'de Özel kalır mı?' diye bir kez daha soruyorum..
Sunulan metin, siyasi liderlikte aile desteğinin ve eşlerin görünürlüğünün başarı üzerindeki kritik etkisini tarihsel ve güncel örneklerle tartışmaktadır. Yazar, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı sürecindeki performansını, eşi Didem Özel’in kamuoyu önündeki eksikliği üzerinden sorgulayarak stratejik bir analiz yapmaktadır. Tarihteki güçlü figürlerden ve modern siyasetçilerden örnekler verilerek, bir liderin arkasındaki manevi dayanışmanın siyasi bekası için belirleyici olduğu savunulmaktadır. Metin, CHP içerisindeki güncel karmaşayı ve ulusal siyaseti, liderlerin özel hayatlarındaki destek mekanizmalarıyla ilişkilendiren özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Sonuç olarak, Özel’in siyasi geleceğinin eşiyle birlikte sergileyeceği ortak tutuma bağlı olabileceği imasında bulunulmaktadır.


YORUMLAR