Çocukluk Yoksunluğu ve Aşkın Çocuksu Yüzü
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

Çocukluk Yoksunluğu ve Aşkın Çocuksu Yüzü

12 Eylül 2025 - 22:40

Hayatın erken dönemlerinde doyurulamayan ihtiyaçlar, bireyin ruh dünyasında derin boşluklar bırakır. Çocukluğunu özgürce yaşayamayarak büyüyen insanlar, yetişkin olduklarında bu eksikliği farklı biçimlerde dışa vururlar. Kimileri başarı hırsıyla bu boşluğu doldurmaya çalışırken, kimileri de hayatlarına aldıkları kişileri adeta bir çocuk gibi severler. Onların sevgisi, sahiplenici, coşkulu ve bazen de ölçüsüzdür. Çünkü aslında sevdikleri kişide, kaybettikleri çocukluğun masumiyetini bulmak isterler.

Çocukluğun Eksik Kucağından Yetişkin Aşkına

Böylesi bir sevgi, ilk bakışta karşı tarafı özel ve değerli hissettirse de zamanla dengesizleşebilir. Çocuklukta görülmeyen ilgi ve şefkat, aşkın sahnesinde fazlasıyla talep edilmeye başlanır. Sevilen kişi, yalnızca sevgili değil; aynı zamanda bir “tamamlayıcı”ya dönüşür. İşte tam da bu noktada aşkın masumiyeti ile bağımlılığın ince çizgisi bulanıklaşır.

Psikanalist Donald Winnicott, “çocuğun gelişimi için güvenli bir kucak ne kadar gerekliyse, yetişkinin ruhsal gelişimi için de güvenli bir bağ o kadar gereklidir” der. Çocuklukta güvenli kucak bulamayan bireyler, aşk ilişkilerinde bu boşluğu doldurmak için karşısındakini idealize eder.

Sevginin Taşıdığı Gizli Yük

Partnerini bir çocuk gibi seven kişi, aslında kendi içindeki “yarım kalmış çocuk”la yüzleşmektedir. Ancak karşı taraf çoğu zaman bu yükü taşımakta zorlanır. Çünkü sevgi bir noktadan sonra beklentiye, beklenti ise hayal kırıklığına dönüşür. Burada sorun sevgiden değil, çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçların yetişkinlikte yanlış zeminde aranmasından kaynaklanır.

Sosyolog Zygmunt Bauman’ın “aşk, güvenlik ile özgürlüğün aynı anda talep edilmesidir” sözü bu duruma ışık tutar. Çocukluğunu yaşayamayan birey, güvenliği aşkta bulmaya çalışırken, karşı tarafın özgürlük alanını da daraltabilir. Bu da ilişkide çatışmayı kaçınılmaz hale getirir.

İyileşmenin Sessiz Rotası

Bu tür bir sevginin sağaltılması için kişinin önce kendi içindeki yarım kalmış çocukla tanışması gerekir. Psikoterapi, kişinin geçmişten gelen eksiklikleri fark etmesine ve bunları olgun bir şekilde dönüştürmesine yardımcı olur. Ayrıca bireyin, sevgiyi bir “tamamlanma aracı” değil, iki yetişkin arasındaki ortak yolculuk olarak görmesi büyük önem taşır.

Aşkın Olgun Duruşu

Çocukluğunu yaşayamayarak büyüyenlerin aşkları, çoğu zaman masum bir çocuğun saf sevgisine benzer. Ne var ki, bu sevgi sağaltılmadığında partner için ağır bir yük haline gelebilir. Oysa gerçek aşk, eksikliklerimizi birbirimize yüklemek değil, kendi içimizde onararak paylaşabilmektir. 

Aşkı çocukluk yaralarımızın pansumanı haline getirmek yerine, iki yetişkinin ortak inşası olarak görmek, hem bireyin ruhsal gelişimini hem de ilişkinin sağlığını güçlendirecektir.

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Kürşat Şahin YILDIRIMER
    7 ay önce
    Rica ederim
  • Kürşat Şahin YILDIRIMER
    7 ay önce
    Rica ederim
  • Nükte
    7 ay önce
    Anne çok önemli diye düşünüyorum çocuğunun büyümesine izin vermeyen aşırı koruyucu hayata hazırlanmayan çocuk korunma bekler teşekkürler hocam
  • Gülgün Kırgız Uwakwe
    7 ay önce
    HARİKA HARİKA ELİNE KOLUNA KALEMİNE YÜREĞİNE SAĞLIK KARDEŞİM. AYNEN AYNEN KATILIYORUM ??