İlişkilerde "Haklıyım" Kandırmacası: Moral...
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

İlişkilerde "Haklıyım" Kandırmacası: Moral Licensing'in Sessiz Döngüsü

23 Eylül 2025 - 18:02


Günümüz ilişkilerinde “moral licensing” kavramı, çoğu zaman fark edilmeyen ama derin sonuçlar doğuran bir psikolojik tuzak olarak karşımıza çıkıyor. 

Basitçe özetlersek; kişi veya çift, ilişkide yaptığı olumlu bir davranışı, sonrasında daha özensiz ya da bencil bir tutum sergilemek için bilinçdışı bir “haklılık” gerekçesine dönüştürebiliyor.

İngiliz sosyolog Anthony Giddens, “The Transformation of Intimacy” kitabında modern çiftlerin sürekli “denge arayışı” içinde olduğunu, ancak bu dengeyi sağlama çabalarının kimi zaman güç oyunlarına evrilebildiğini vurgular. 

Giddens’ın işaret ettiği bu güç oyunu, moral licensing’in en sinsi sahnesidir: “Ben bugün senin için güzel bir jest yaptım, o halde yarın biraz mesafeli davranabilirim.”

Benzer şekilde İsviçreli psikoterapist Alice Miller, “Beden Asla Yalan Söylemez” çalışmasında, bireyin bastırdığı duyguların en çok “haklı görünme” çabasında ortaya çıktığını söyler. Miller’a göre sevgi ilişkileri, özünde özgürleştirici olmalı; ama “iyi davrandım, şimdi kendime pay çıkarabilirim” mantığı, bedensel ve duygusal gerilimi artırarak ilişkide toksik bir atmosfer yaratır.

Sosyolog Niklas Luhmann ise iletişim kuramı perspektifinden bakarak, ilişkilerin sürekli “karşılıklılık kodları” üzerinden işlediğini belirtir. Bu kodlar, her jestin bir karşı jest doğurması beklentisini besler. Luhmann’a göre, ahlaki kredi biriktirme çabası ilişkide samimiyetin değil, stratejinin kapısını aralar.

Psikanalist Donald Winnicott ise “iyi yeterli anne” kavramını ilişkiler için de uyarlayabileceğimiz bir biçimde yorumlar: “İlişkide yeterince iyi olmak, mükemmel olmaktan daha önemlidir.” Ancak moral licensing, bu “yeterince iyi” olma halini, bencilliği aklamak için araçsallaştırır.

Kültürel Yansımalar ve Çıkış Yolu

Türkiye’deki toplumsal kodlar da bu döngüyü besleyebilir. Geleneksel aile yapısının “fedakârlık” vurgusu, yapılan her iyiliği bir tür borçlandırma aracına dönüştürür. “Onca şey yaptım, biraz da ben haklı olayım” cümlesi, yalnızca bireysel değil, kültürel bir refleksin ürünüdür.

Bu kısır döngüden çıkış için öncelikle “iyi davranışın” bir pazarlık değil, özgür bir seçim olduğunun farkına varmak gerekiyor. Giddens’ın önerdiği gibi, ilişkiyi sürekli müzakere edilecek bir kontrat değil, karşılıklı özgürleşme alanı olarak görmek şart. Miller’ın uyarısı da burada yankılanıyor: Bedensel ve duygusal dürüstlük, haklı görünme ihtiyacından çok daha iyileştiricidir.

İlişkilerde moral licensing’i kırmak, yalnızca partnerle değil, kendi iç dünyamızla da dürüst bir hesaplaşmayı gerektirir. Çünkü bazen en büyük özgürlük, iyi davranışlarımızı “hak” değil, sadece sevgi olarak bırakabilmektir.

Günümüzde koruyucu ruh sağlığı kavramı çok önem kazandı. Artık sorunlar ortaya çıkmadan ruh sağlığını koruma amaçlı  pekçok çalışma mevcut.
Ortaya çıkan sorunların da çözümü mümkün mutlaka. Bu sorunların çözümünde yararlanılan teknikler içinde EMDR yaklaşımı çok önemli bir yere sahip.

İşlemleme sonucunda, gündelik hayatta bizi olumsuz etkileyen ve sorun olarak karşımıza çıkan duygu, düşünce ve davranışlardan özgürleşiriz. Hatta farkında olmadan olumsuz etkilendiğimiz belli tutum, kişi, nesne gibi etkenler artık bizi etkilememeye başlayabilir.

EMDR terapisi, kişinin yaşadığı problemler ortadan kalkana kadar devam eden bir süreçtir. Sadece geçmiş anılarla değil, problemin bugünkü yansımaları (tetikleyiciler) ve gelecekteki olası senaryoları veya rahatsız edici durumu da göz önünde bulundurur. 

Dolayısıyla EMDR terapisinde sadece geçmiş değil, bugün ve gelecek de çalışılır. Bu sürecin sonunda, terapi alan kişinin, geçmişin olumsuz etkisinden kurtararak bugününe ve geleceğine daha gerçekçi ve sağduyulu bakması amaçlanır.

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

YORUMLAR

  • 0 Yorum